kadinlarsayfasi - Evcil hayvan bakımı
|
|
Sağlık Köşesi
Köpek Bakımı ve Beslenmesi
"Yeni bir köpek dostunuz mu var? Bakımında eksikleriniz var mı? Genel sağlık kontrolünü nasıl yapacağınızı biliyor musunuz ?"
Tebrikler, yeni bir köpek sahibisiniz!
Öncelikle, evinizi “yavru köpeğe dayanıklı” hale getirmiş olmalısınız. Onun için yatak, tasma takımları, battaniye, oyuncaklar, yemek kapları gibi ihtiyaçlarını seçmek oldukça keyiflidir. Yeni oyuncunun size daha çok keyif vereceği kesindir. Ona da mutluluk ve uzun ve kaliteli bir yaşam sağlamak için iyi beslemelisiniz, güvende olması için dikkat etmelisiniz ve onun için sağlıklı bir ortam yaratmalısınız. Veteriner hekiminizde düzenli sağlık kontrollerini yaptırmalısınız.
Köpeğinizin Kısırlaştırılması
Pek çok veteriner hekim, kısırlaştırmanın sadece hayvan nüfusunu kontrol etmeye yaramadığını aynı zamanda onları daha dost canlısı ve birlikte yaşamayı kolaylaştırıcı etkisi olduğunu söylemektedir. Kısırlaştırılmış dişi köpekler daha rahatlamış, kısırlaştırılmış erkekler daha az gürültücü ve diğer erkek köpeklerle dalaşmaya daha az meyilli olurlar. Tüm bunların yanı sıra kısırlaştırma sağlık açısından da faydalıdır. Dişilerde üreme organları ve meme bezi kanseri riski en aza iner; erkeklerde ise prostat sorunlarının görülme sıklığını azaltmaktadır.
Dişi köpeklerde kısırlaştırma
Rahmin ve yumurtalıkların çıkarılmasıyla yapılmaktadır. Genellikle altı aydan sonra yapılmaktadır. Önemli cerrahi girişimlerden birisidir ve genel anestezi altında gerçekleştirilir. Pek çok zaman bir gece hospitalize edilmesi gerekebilir. Komplikasyonlar çok nadirdir ve tam iyileşme normalde iki hafta içinde tamamlanır.
Erkeklerin kısırlaştırılması
Bu operasyon da genel anestezi altında gerçekleştirilir ve testislerin çıkarılmasıyla yapılır. Genellikle erkek köpekler altı aylıkken yapılır. Bir gece hospitalize edilmesi gerekebilir ve tam iyileşme yedi günde tamamlanır.
Yavru köpeğinizin basit sağlık kontrolü
Yeni yavru köpeğinizi mümkün olan en kısa zamanda veteriner hekime götürmelisiniz. İlk ziyaretinizde çoğu zaman yapılacaklar şunlar olacaktır:
● Genel sağlık durumunun belirlenmesi amacıyla yapılacak bir genel muayene.
● Dış parazitler için kontrol. (pireler, keneler, bitler ve kulak uyuzu kontrolü)
● İç parazitler için kontrol. (kancalı kurtlar, yuvarlak kurtlar yönünden)
Mümkünse dışkı örneği götürmeniz kolaylık olacaktır. Kan testleri de yapılabilir.
● Yavru köpekler için bir aşılama programı çıkartılır.
● Veterinerinize köpeğinizin kısırlaştırılmasıyla ilgili sorular sorun. Gerekip gerekmediği ve ne zaman için tavsiye ettiğini öğrenin.
İlk sağlık kontrolü, veterinerinizin size vereceği bakım ve beslenmeyle ilgili tavsiyeler için köpeğiniz hakkında bilgiler verir. Ayrıca veteriner hekiminize sonradan ortaya çıkan sağlık sorunlarında köpeğinizin temel bilgilerini de verir. Böylece veteriner hekiminiz, köpeğinizin ömrü boyunca gelişimini takip edebilir sağlığını gözleyebilir ve yönetebilir.
Yeni köpeğinize evinde olduğunu hissettirin
Köpeğinize yemek yiyeceği, yatacağı, tuvaletini yapacağı yerleri göstermelisiniz. Evde ona yabancı olan sesleri ve görüntüleri incelemesi için fırsat tanımalısınız. Eğer evde küçük bir çocuk varsa onun yeni gelenin bir oyuncak olmadığını bildiğinden emin olmalısınız. Küçük çocuklara onun yaşayan bir canlı olduğunu nazik ve saygılı davranılmasını gerektiğini öğretmelisiniz.
Sekiz haftalık kadar küçük köpek yavruları özel dersler öğrenme kapasitesindedir ve eve geldiğinden itibaren basit itaat komutlarını öğrenmeye başlamalıdır. Veteriner hekiminiz en iyi öğretme yöntemlerini söyleyebilir ve bir eğitim okulu tavsiye edebilir. Sizin pozitif desteğinizle yavru köpeğiniz dersleri eğlenceli ve kolay bulacak ve dersleri kolayca hatırlayacaktır.
Yaşlı köpeğiniz
- Köpeğinize yaşlılığı için özel bakıma başlamanın en iyi zamanı ne zamandır?
- Daha yavruyken!
Köpeğiniz yaşamına iyi bir beslenme ile başlarsa, düzenli egzersiz yaparsa, veteriner hekimle randevularına sadık kalırsa, mutlu bir ev yaşantısı varsa tüm bunlar ilerlemiş yaşlarında kaliteli bir yaşam sürmesinin altın anahtarlarıdır. Köpeğiniz yaşlandığında tıpkı insanlar gibi metabolizmasında değişimler görülür. Köpeğinizin davranış değişikliklerine dikkatinizi vermek sorunları erken fark etmenizi sağlayacaktır.
Köpeğiniz insana göre kaç yaşında?
6 AYLIK --- 10 YAŞ
8 AYLIK --- 13 YAŞ
10 AYLIK --- 14 YAŞ
12 AYLIK --- 15 YAŞ
18 AYLIK --- 20 YAŞ
2 YAŞ --- 23 YAŞ
3 YAŞ --- 26 YAŞ
4 YAŞ --- 32 YAŞ
5 YAŞ --- 36 YAŞ
6 YAŞ --- 40 YAŞ
7 YAŞ --- 44 YAŞ
8 YAŞ --- 48 YAŞ
9 YAŞ --- 52 YAŞ
10 YAŞ --- 56 YAŞ
11 YAŞ --- 60 YAŞ
12 YAŞ --- 64 YAŞ
13 YAŞ --- 68 YAŞ
14 YAŞ --- 72 YAŞ
15 YAŞ --- 76 YAŞ
16 YAŞ --- 80 YAŞ
NOT: BU KARŞILAŞTIRMA KÜÇÜK IRKLAR GÖZ ÖNÜNE ALINARAK YAPILMIŞTIR.
Yaşlılıkta sık görülen sorunlar
Şişmanlık büyük bir sağlık riskidir. Yaşlı köpeklerin hareketliliği azalmıştır. Öyleyse buna uygun olarak aldığı kalori miktarı azaltılmalıdır. Bu uygulama eklemlerine düşen basıncı azaltacak, kalp yetmezliği, böbrek ve karaciğer hastalıkları, sindirim sistemi hastalıklarına yakalanma riskini düşürecektir. Gıdasında lif oranı, yağ asitleri ve vitamin oranları artmalı sodyum, yağ ve protein oranı azaltılmalıdır.
Eklem yangıları, eklemlerde hafif tutukluktan eklem hareketsizliğine kadar değişik aralıktaki sorunlara yol açar. Egzersiz programı köpeğinizin kondisyonu kadar kas yoğunluğu ve gerginliğinin devamı için gereklidir.
Sıcak ve soğuğa dayanamama, yaşlılıkta ortaya çıkar çünkü yaşlılıkta köpeğinizin vücut ısısını kontrol eden hormonları eskisi gibi çalışmamaktadır. Yatağını ısıtıcıya daha yaklaştırın ve soğuk günlerde onu evde tutun.
Diş kaybı ve diş çürükleri, sadece çiğnemeyi zorlaştırmaz aynı zamanda bakteriyel hastalıklara ve tümörlere de hazırlayıcı etki yapar. Dişleri fırçalamak ve temiz tutmak bu riskleri en aza indirir.
Prostat büyümesi ve meme tümörleri, çoğu zaman kısırlaştırılmamış köpeklerde teşhis edilmektedir. Genel sağlık kontrollerinde prostat büyümesi ve meme tümörleri yönünden de kontrol ettirmelisiniz.
Yalnızlık endişesi, yaşlı köpeklerde daha çok görülmesinin sebebi artık köpeğiniz stresin üstesinden gelemiyor oluşudur. Saldırgan davranışlar, gürültü korkusu, artan havlamalar ve iniltiler huzursuz uyku belirtileridir. Medikal tedaviler ve davranış değiştirme yöntemleri çözümde anahtardır.
Deri ve tüy sorunları; Yaşlanmak demek, derinin esnekliğini yitirmesi ve daha kolay yaralanabilir hale gelmesi demektir. Tüyleri incelir ve matlaşır. Daha çok fırçalamak ve besinlerinde yağ asitlerini arttırmak çok zaman işe yarar.
Köpek hafıza sorunları; Kendini, karışıklık, yönünü şaşırma ve hareketliliğinin azalması gibi belirtilerle belli eder. Tıbbi uygulamalar bu konuların bazılarının çözebilmektedir.
Mevsimsel Problem: Pisi pisi Otları
Köpeğiniz ile kırlarda dolaşmaktan mutluluk duyuyorsanız bu güzel anların ardından yaşanabilecek pisi otu problemini unutmamalısınız. Doğada yabani olarak yetişen ve bahar aylarında oldukça sık görülen pisi otları özellikle uzun tüylü ve uzun kulaklı ırkların en büyük problemlerinden biridir. Pisi otları yapısı gereği daima ileri hareket eder. Bu nedenle de kulak, burun veya ayağa battığında kendi kendine çıkma şansı yoktur. Otun tehlikeli olduğu zamanlar Mayıs ve Eylül ayları arasındaki dönemdir.
Özellikle Cocker, Setter gibi ırklarda kulağa, Boxer, German Sheepdog gibi ırklarda burun deliklerine pisi otu girmesi sık yaşanılan bir olgudur. Ayrıca bol tüylü ırklarda pati aralarından batarak ilerleyen pisi otlarına oldukça sık olarak rastlamaktayız.
Köpeğinizin günlük ihtiyaçlarını karşılamak veya kırlarda temiz hava almak için dolaşmaya çıktığınızda dikkat etmeniz gereken bir kaç küçük detay pisi otları nedeniyle yaşayabileceğiniz problemlerin önlenebilmesi için önemlidir.
Gezinti esnasında veya eve döndüğünüzde ani olarak beliren bir topallık veya ayağını sakınarak yürüme gibi bir belirti gördüğünüzde patilerini kontrol ederek bir kızarıklığın olup olmadığına bakmalısınız. Sadece bir kısmı batmış olan pisi otlarını bir pens yardımıyla çıkarabilirsiniz. Ancak pisi otu görünmediği halde kızarıklık ve şişkinlik varsa yapılabilecek en doğru işlem vakit geçirmeden veteriner hekim tarafından batmış olan pisi otunun çıkarılmasıdır. Kısa sürede ilerleyerek daha derin dokulara giren pisi otlarının çıkarılması oldukça güçtür.
Pisi otlarının kulağa kaçtığı durumlarda görülebilen belirgin bulgu sürekli kulakları sallama, başını eğik tutma ve patisiyle kulağını kaşıma çabasıdır. Böyle bir durumda da vakit kaybetmeden hekiminize gitmelisiniz. Aksi halde hızla ilerleyen pisi otları kulak zarında perforasyon ve orta kulakta yangı gibi daha ciddi sorunların yaşanmasına neden olabilir.
Ani olarak başlayan hapşırma nöbetleri özellikle Boxer gibi basık burunlu ırklarda ve koklama merakı olan köpeklerde pisi otu ihtimalini hatırlamak için yeterli bir nedendir. Burun deliklerinden giren pisi otlarının tüylü kanatları nedeniyle burun mukozasında irkilti ve buna bağlı olarak hapşırmalar oluşur. Burnuna pati atarak veya silkelenerek burnundan otu çıkarmaya çalışır. Burun deliklerinden ilerleyen pisi otları genellikle farenkse açılış kısmındaki kıvrımlı bölüme batarak kanamalara da neden olabilir. Kanamaların diğer bir nedeni ise aşırı hapşırmaya bağlı olarak kılcal damarlarda şekillenen çatlamalardır. Bu durumda da vakit kaybetmeden veteriner hekime gitmeli ve pisi otunu çıkarttırmalısınız.
Köpeğinizin her gezinti sonrasında tüylerini fırçalayarak kontrolünü yapmanız sadece pisi otunun değil pire ve kene gibi dış parazitlerinde tespit edilebilmesi yönünden fayda sağlayacaktır. Ayrıca patileri uzun tüylü bir köpeğe sahipseniz ve sık sık bu problemi yaşıyorsanız mevsim başında pati tüylerini kısalttırmanız sorunun çözümünde kolaylık sağlayacaktır.
Köpeklerde Kulak Bakımı
"Köpeklerin kulak hastalıkları ve bunların önlenmesine yardımcı olacak bakım bilgileri, tavsiyeler."
Sağlıklı Kulağın Görünümü
Temiz, kokusuz, soluk pembe görünümlü, çok az kulak kirinin varlığı sağlıklı kulakların belirtisidir.
Evcil hayvanlarınızın kulaklarını düzenli olarak kontrol ediniz
Kulak Hastalıklarının Belirtileri
• Kulaktan gelen kötü koku.
• Kulak veya başın artan oranda tırmalanması veya kaşınması.
• Kulakta hassasiyet.
(Genelde kulakta hastalık sonucu oluşan ağrıdan kaynaklanır.)
• Başın bir tarafının sürekli sallanması.
• Siyah veya sarımsı renkte kulak akıntısı.
• Kulak kanalı veya kulak kepçesinin kırmızımsı ve şişkin gözükmesi.
• Davranışlarda durgunluk.
(Depresyon, aşırı duyarlılık gibi değişimler görülür.)
• Kulakta aşırı miktarda koyu kahverengi kulak kiri birikir.
• Denge ve duyma kayıpları ve hareketlerde uyumsuzluk.
• Kanlı veya kahve çekirdeği kırıntısı şeklinde kulak akıntısı.
Kulak Hastalıklarının Nedenleri
Bazı köpek ırkları diğer köpek ırklarına nazaran kulak hastalıklarına daha yatkındırlar. Sarkık kulaklı veya kulak kepçesinin iç yüzü tüylü ırkları kulak hastalıklarına daha yatkındır. Köpeklerde alerjiler de kulak hastalıkları için risk oluşturmaktadır.
Kulak Hastalıkları
Dış kulak kanalının yangısına otitis externa, orta kulak yangısına otitis media denir. Bu hastalıklar genellikle bakteri ve mayalardan kaynaklanır. Kulak kirinin veya akıntısının aşırı birikmesi, kanalı tıkayan tüyler, kulak kanalına giren yabancı cisimler kulakta hastalıklara neden olurlar. Kulak enfeksiyonlarında nedeni ararken hızlı davranmak gerekir çünkü kulak enfeksiyonları evcil hayvanınızın rahatını ciddi bir şekilde bozar. Bakteriyel kulak enfeksiyonlarında antibiyotikler, mayalardan oluşan kulak enfeksiyonlarında antifungal ilaçlar kullanılır. Kulak hastalıkları bazı hormonal bozukların, alerjilerin veya genetik hastalıkların belirtisi olarak da açığa çıkabilir. Veteriner hekiminiz evcil hayvanınızı muayene ederek kulak hastalığının teşhisini koyabilir ve uygun tedaviye başlayabilir.
Kulak Uyuzu (Ear mites)
Evcil hayvanlarda sıklıkla karşılaşılan ve hızlı bir şekilde bulaşan parazitlerdir. Şiddetli kaşıntı en sık karşılaşılan belirtidir. Kulak uyuz etkenleri siyah renkli, çok kolayca ufalanabilen, kahve telvesi görünümünde kulak akıntısına neden olur.
Kulak Kepçesinin Hematomu
Kanın kulak kepçesinde deri altında toplanmasıdır. Kulağa gelen sert darbeler, kulağın tırmalanması veya başın şiddetli sallanması kulakta hematoma neden olur.
Duyma Kaybı
Genellikle yaşlılık ile birlikte gelişir, travma, yüksek ses, enfeksiyonlar veya genetik bozukluklar sonucu sağırlık gelişebilir.
Kulak Hastalıklarından Korunma
Evcil hayvanların kulaklarını uygun solüsyonlarla temizlenmesi kulak sağlıkları için yeterli temel bir yöntemdir.
Kulak Damlası veya Pomatların Kedi ve Köpeklere Uygulanması
Kullanılacak maddelerin uygun dozunu hesaplamak için kullanma talimatlarını dikkatlice okuyunuz. Köpeklerde kulak kepçesi başın üst tarafında tutularak kullanılan madde kulak yolunun taban kısmına sıkılır. Kullanılan ilacın kulak yolunun derin kısımlarına ilerlemesi için kulağa nazikçe masaj yapılır.
Kalp ve Dolaşım Sistemi Hastalıkları
Dolaşım sistemi hastalıkları ve sistemin ana unsuru olan kalple ilgili problemler insanlarda olduğu gibi kedi ve köpeklerde de önemli ölçüde görülmektedir. Dolaşım sistemi, fizyolojik olarak en önemli sistemlerden biridir. Kedi ve köpeklerin her yaş ve döneminde kalp problemlerine rastlanabilir.
Tüm hastalıklarda olduğu gibi burada da erken tanı çok önemlidir. Kedi ve köpek sahiplerine, küçük dostlarının olası kalp hastalıklarını düşündürebilecek bazı bulgulardan bahsedelim.
• Halsizlik (egzersizde çabuk yorulma)
• Öksürük (özellikle gece)
• Derin yavaş solunum veya yüzeysel hızlı solunum
• Bayılma (genelde egzersiz sırasında)
• Huzursuzluk
• Gelişme geriliği
• Ani kilo kayıpları
• Dinlenme anında farklı duruş şekilleri (baş önde yüz üstü yatma hali)
• Ascites (karın hacminde artma olarak fark edilebilir)
• Renal problemler (sık idrar yapma, az idrar yapma, bol su içme, az su içme)
• Bölgesel ödemler
Kedi ve köpeklerinizde bu gibi bulgular olduğunu düşünüyorsanız vakit kaybetmeden veteriner hekiminize başvurunuz. Hekimlerin dolaşım sistemi hastalıklarında hasta sahiplerinden alacağı bilgilerin hastalığa doğru yaklaşımda ve doğru tanıyı koymada altın değerinde olduğunu unutmayınız.
Unutmamalıyız ki gerek insan gerekse kedi ve köpeklerde dolaşım sistemi hastalıkları oldukça önemli sorunlara yol açabilir. Fakat erken tanı ve uygun tedaviyle iyileştirilebilir veya uygun şartlar sağlanarak bu hastalıklarla da uzun bir hayat geçirebilirler.
Küçük dostlarımızla birlikte mutlu ve sağlıklı bir yaşam dilerim.
Alerjik Deri Hastalığı
Kediniz veya köpeğiniz kaşınıyor mu?
"Kedi ve köpekler gerçekten alerji oluyor mu?"
Köpek ve kediler de tıpkı insanlar gibi alerjik bünyeli olabilirler. Bu hayvanlarda tüm deri problemlerinin %30'dan fazlası alerjilerle ilgilidir.
Alerji nedir?
Alerji, çevremizdeki normal bir maddeye karşı bireysel bir reaksiyondur. Vücutta alerjik reaksiyon oluşturan maddeler alerjen olarak isimlendirilir. Bu alerjenlerin başlıcaları polenler, küfler, hayvan kılları, ev tozları, pireler ve yiyecek maddeleridir. Alerjenler deri teması, solunum ya da sindirim yoluyla reaksiyon oluştururlar. Alerjik hayvanlar spesifik alerjenlere karşı IgE antikorları üretirler. Bu antikorlar vücutta alerji belirtileri dediğimiz biyokimyasal değişikliklere neden olurlar.
Alerji belirtilerini hayvanlar nasıl gösterirler?
İnsan ve hayvanlarda alerji oluşum nedenleri aynıdır. Ancak oluşan klinik belirtiler farklıdır. İnsanlarda burunda ve solunum sisteminde belirtiler oluşur. Hayvanlarda ise aşırı kaşıntı ile karakterize deri tahrişi (irritasyonu) görülür. Kediler köpeklere oranla daha fazla solunum sistemine ait belirtiler gösterirler.
Alerjik bir hayvanın derisiyle ilgili ortaya çıkan klinik belirtiler kaşıntı, parmakların yalanması ve dişlenmesi, yüzün sağa sola sürtünmesidir. Bununla beraber kusma ve ishal gibi belirtiler de zaman zaman görülebilmektedir.
Evcil hayvanımda alerji belirtilerini ne zaman görürüm?
Alerji belirtilerinin görülme zamanı hayvanın alerji probleminin nedenine göre değişir. Eğer polenlere karşı bir alerji söz konusu ise tüm belirtiler veya çoğu bahar ya da yaz aylarındadır. Bununla beraber eğer problem evin içerisindeki bir nedenle (ev tozu,akarlar gibi) ya da yiyecek ile ilgili ise yılın herhangi bir döneminde izlenebilir.
Niçin bazı dönemlerde belirtiler daha da kötüleşiyor?
Alerjenlerin hayvanlar üzerindeki etkileri birikerek çoğalmaktadır. Birçok alerjen korunmasız bir hayvanda reaksiyon derecesini değiştirerrek alerji belirtilerinin artmasına neden olurlar. Bu olayı "eşik" fenomeni ile tarif edebiliriz. Bir kovaya damlayan su damlaları sonunda kovanın taşmasına neden olurlar. İmmun sistemin "taşmasının" nedeni alerjenlerin etkilerinin birikerek bu "alerji eşiğinin" aşılması sonucudur. bu nedenle belirtilerin ortaya çıkış zamanı hayvanınızın neye karşı alerjisi olduğunu gösteren kesin bir kanıt değildir. Bir hayvanın gıda ve polen alerjisinin belirtilerini yaz aylarında göstermesi (polen miktarı bu aylarda en yüksek seviyededir) polenlerin alerji eşiğinin geçilmesine neden olmalarıdır.
Kedi ve köpeğimde alerji olup olmadığı nasıl teşhis edilebilir?
Tam bir muayene sonrasında veteriner hekiminiz eğer hayvanınız için alerji testi gerekiyorsa size bildirecektir. Küçük bir miktar kan örneği alıp Spectrum Laboratuarı 'na gönderecektir. Böylelikle sofunum yoluyla etkilenebileceği ağaç, ot ve yabanî otlar, mantar, ev tozlan, akarlar ve ticari olarak pet mamalarının hazırlanmasında kullanılan unsurlar gıda tipleri olarak evcil hayvanınızın kanında duyarlılığı test edilmiş olacaktır.
Evcil hayvanlarda alerji tedavisi nedir?
Alerji için en iyi tedavi şekli alerjiye neden olan alerjen ya da alerjenlerden uzak durulmasıdır. Pek çok olguda bu mümkün olmamaktadır. Steroid ilaçlar (kortizon ve türevleri gibi) belirtilerin kısa süreli olarak ortadan kalkmasını sağlar. Fakat bu tip ilaçların uzun süre kullanılması ciddi yan etkilere neden olur. Duyarlılığın azaltılması (hiposensitizasyon - alerji aşısı) diğer seçenektir. Burada evcil hayvanınız için alerji testi sonuçlarına göre bir tedavi seti hazırlanır. Bu tedavi seti artan yoğunluklarda deri altı enjeksiyonları şeklinde uygulanır. Böylelikle alerji yapan maddelere karşı hayvanın toleransını artırarak çevresi ile daha uyumlu ve çok daha rahat yaşam sürmesi sağlanır. En önemlisi de istenmeyen yan etkiler olmaksızın...
Bu tedavi şeklinin etkinliği nasıldır?
Bazı alerjiler zaman ve tedavi ile yok edilir. Diğer olaylarda alerji yapan maddelere karşı toleransı sağlamak için alerji aşılarına devam edilir. Tedavi şemasına uyulması ile steroid ilaçlara bağımlılığın azaltılması ya da ortadan kalkması sağlanır. Olayların çoğunda iyileşme tedavinin 3 -5 ay sonrasında izlenir ve aylık aşılamalar devam ettirilir.
Gıda alerjileri hakkında ne söylenebilir?
Kedi ve köpekler gıdalara karşı hiposensitize edilemeyebilir. Gıda alerjilerinde tedavi, alerji yapan gıdanın ortadan kaldırılması, yani verilmemesidir. Evcil hayvanınızın testi bir gıdaya karşı pozitif ise Spectrum Laboratuarı veteriner hekiminize bu alerjik gıdanın içerisinde kullanılmadığı mamaların ve bunların üretici firmalarının bulunduğu bîr liste verecektir. Bu listede bulunan hazır mamaları kedi ve köpeğiniz gıda alerjisi belirtilerini göstermeden yiyebilir.
Aşının bir tehlikesi var mı?
Yan etkiler çok nadirdir ve her hangi bir yan etki görülse bile bu geçicidir, hayati bir tehlike yaratmaz.
Evcil Hayvan Sahibi Olmak!
"Evcil Hayvan Sahibi Olmanın Getirdiği Sorumluluklar ve Karar Verirken Düşünmeniz Gerekenler Nelerdir ?"
Evimizde Besleyebileceğimiz Evcil Hayvanlar Nelerdir?
Herkesin bildiği evcil hayvanlar olan kedi, köpek ve kafes kuşlarına ilaveten son yıllarda egzotik türlere olan ilginin artmasıyla papağanlar, sürüngenler, kemirgenler de evlerimize girmeye başlamışlardır. Bazı vahşi türlerin doğal yaşamlarından kopartılarak evde yaşatılmaya zorlanmasının doğru olmadığını ve bunun yaşam sürelerini kısalttığını unutmamak gerekir.
Evcil hayvan Sahibi Olmanın Getirdiği Sorumluluk
Birçoğumuz farklı nedenlerle evcil hayvan sahibi olmak isteriz. Dışarıdan bakıldığında evcil hayvan sahibi olmak çok kolay görünür. Bu kararı vermeden önce nasıl bir sorumluluk aldığınızın bilincinde olmalısınız. Her yıl birçok hayvanın bu sorumluluğu taşıyamamış kişilerce terk edildiğini unutmayın.
Evcil Hayvan Sahibi Olmaya Karar Verirken Bunları İyi Düşünün!
Almayı düşündüğünüz evcil hayvan türü hakkında mümkün olduğunca çok bilgi edinin. Çünkü bu seçiminize göre yaşam tarzınızda bazı değişiklikler yapmak zorunda kalabilirsiniz. Onun size uyacağını düşünmeyin, çoğu zaman sizin ona uymanız gerekecektir.
Seyahatlerinizi ona göre ayarlayacağınızı, evinizin dekorasyonunda değişiklikler olacağını unutmayın. Örneğin, açıkta bulunan kablolar için önlem almak zorundasınız. Seçeceğiniz türe özgü süreyle (kedi veya köpek için ortalama 13 – 15 yıl arası) sizinle birlikte olacağını unutmayınız.
Hevesiniz geçince onu bir kenara atamazsınız. Onun kaliteli bir hayat sürmesinden ve sağlığından sorumlusunuz. Onun bir oyuncak olmadığını çocuklarınıza anlatmalı ve doğru davranış şekli konusunda çocuklarınızı eğitmelisiniz.
Ailenizin tüm fertlerinin bu sorumluluğu paylaşmaya istekli ve ilgili olduklarından emin olmalısınız. İlk alım masraflarının dışında beslenme, sağlık harcamaları gibi rutin giderlerinin olacağını unutmayınız. Türe özgü bakım şartlarını (örneğin bir köpeğin günlük gezdirilme ihtiyacı gibi) sağlayabileceğinizden emin olun.
Evcil Hayvan Sahibi Olmaya Kesin Karar Verdikten Sonra
Yaşam biçiminize uygun evcil hayvan türü ve ırkını kesin olarak belirleyin. Bunun için profesyonel görüş almak amacıyla bir veteriner hekime danışın, aynı tür evcil hayvana sahip arkadaşlarınızla görüşün.
Yaşam alanını, gerekli düzenlemeleri yaparak ve ihtiyaçlarını temin ederek hazırlayın. Bakımını yapacak, onunla ilgilenecek zaman programlamanızı yapın.
Bütçenizi belirleyin. Ne tür bir canlı beslerseniz besleyin mutlaka maddi bir harcama sizi bekler. Evcil hayvanların genellikle en fazla masrafı ilk alındığında olur. Bir yaşına girene kadar da en önemli giderleri ilk aşılama programı, koruyucu hekimlik uygulamaları ve beslenmedir.
Evcil Hayvan Edinebileceğiniz Yerler
Bugün istediğiniz evcil hayvan türü ve ırkına sahip olmak için birçok alternatifiniz vardır. Seçiminizde size veteriner hekiminiz en doğru yolu gösterecektir. Kimsesiz köpek ve kedi yavrularını hiçbir ücret ödemeden edinebilirsiniz. Bu yöntemin vicdani yönü yanında ülkemizdeki sokak hayvanları problemini azaltmaya yönelik etkisi de vardır.
Evcil Hayvanlarda Tüy Bakımı
"Küçük dostunuza gözünüz gibi bakıyor, besliyor, temizliğini aksatmıyorsunuz, düzenli olarak aşılarını yaptırıyor ve parazitlere karşı önlem alıyorsunuz, fakat hala tüy döküyor! Evcil hayvanlarımız niçin tüy dökerler ve ne gibi önlemler alınmalıdır?"
Mevsimsel Tüy Dökülmesi
İlkbahar ve sonbahar küçük dostlarımızın tüy değiştirme mevsimleridir. İlkbahar aylarında yazın sıcaklarından korunmak için uzun tüyler dökülür ve seyrekleşir. Sonbahar aylarında ise, soğuk kış aylarına hazırlık olarak, ince ve seyrek kıl örtüsü değişir, tüyler dökülür ve yerine daha uzun ve kalın tüyler gelir. Bu çeşit bir tüy dökümü tamamen normaldir. Genellikle 2 ay sürmekle birlikte, bazen 4 aya kadar uzayabilir. Evlerimizin aşırı sıcak olması ve akşamları ışık alış süresinin uzaması tüy dökülmesini arttırır.
Ev Hayvanlarının Yıkanması
Yıkama işlemi uygun koşullar altında yapılmadığı takdirde yine tüy dökülmesine neden olur. Sık yıkama evcil hayvanların derisinin kurumasına yol açar. Evcil hayvanları aksi gerekmedikçe; yaz aylarında ayda bir, kış aylarında ise iki ayda bir yıkamak yeterlidir. Tabii ki kullanılan şampuanların da etkin bir rolü vardır. Evcil hayvanların derisine ve tüy yapısına göre hazırlanmış özel şampuanlar vardır. Bu şampuanlar dışındaki diğer temizlik malzemeleri, değişik pH derecelerinde olduğu ve farklı kimyasal maddeler içerdiği için evcil hayvanların zaten etkin terleme özelliği olmayan derisinde kurumaya yol açar. Neticede tüyler zayıflar ve dökülür. Bazen bu temizlik malzemelerine karşı alerjik reaksiyonlar gelişebilir. Evcil hayvan şampuanları ise küçük dostunuzun ırkına, deri ve tüy yapısına, yaşına göre farklı olarak üretilmiştir. Hassas ırklar için alerjik etkisi az olan, kremli, gözleri hassas olan ve yavru hayvanlar için gözleri yakmayan, bit ve pire gibi dış parazitlere etkili ilaçlı yıkama sağlayan şampuan türlerini kullanabilirsiniz.
Ayrıca, evcil hayvanları ıslatmadan yıkama için üretilen kuru şampuan tozları da güvenli temizlik ve bakım kolaylığı sağlar. Küçük dostunuz için en uygun olanını veteriner hekiminize danışarak, seçip güvenle kullanabilirsiniz. Bu tür şampuanlar etkin bir temizlik ve tüy bakımı sağlar. Evcil hayvanları yıkarken herhangi bir kulak problemi yaşamamak için kulaklarını gliserinli pamuk ile tıkamalı ve su kaçması halinde kurulamalısınız.
Taramanın ve Fırçalamanın Etkisi
Tarama işlemi her gün en az bir kere yapılmalıdır. Evcil hayvanların tüy yapısına göre uzun tüyler için, aşırı gelişmiş tüyler için, ipek tüyler ve kıl tüyler için üretilmiş fırçalardan biri kullanılmalıdır. Bu işlem ile ölü tüyleri ve ölü deri hücrelerini alıp, deriye masaj yapmış olursunuz. Böylelikle deri yapısı ve kıl kökleri güçlenir ve daha sağlıklı tüyler çıkar.
Beslenmenin tüyler üzerindeki etkisi
En önemli tüy dökme sebeplerinden birisi yanlış beslenme programıdır. Aşırı proteinli gıdalar yani et ve et ürünleri, dengesiz yağ asitleri ile beslenme tüy dökülmesine neden olur. Evcil hayvanlar ile insanların gıda ihtiyaçları farklı olduğundan, evde hazırlanan gıdalarla küçük dostunuzun tüm mineral ve vitamin ihtiyaçlarını tam olarak karşılayamayabilirsiniz. Bu nedenle oluşan yetersiz beslenme sonucu, küçük dostunuz birçok metabolik hastalığa açık hale gelebileceği gibi tüyleri de dökülür. Bu problem için en etkili çözüm, evcil hayvanlar için hazırlanmış profesyonel mamalardır. Küçük dostunuzun yaşına, ırkına ve kilosuna göre hazırlanmış bu mamalardan uygun olanını veteriner hekiminize danışarak seçerseniz, hem sizin için ekonomik, hem de evcil hayvanınız için ideal bir beslenme programı sağlamış olursunuz.
İç ve dış parazitler
Parazitler, birçok sorunun yanında tüy dökülmesi de meydana getirirler. İç parazitler bağırsaklarda evcil hayvanınızın besinlerine ortak olarak, küçük dostunuzda hastalığa ve tüy dökülmesine neden olur. Dış parazitler ise deride, kıl köklerinde ve kıllarda tahribat yaparak tüy dökülmesine neden olur. Bu tür bir tüy dökülmesine engel olmak için etkili ve düzenli paraziter mücadele yapılmalıdır.
Mekanik etki
Tasma, zincir, sürtünme ve tırmalama gibi mekanik etkiler de, kıl kökünde tahribat ve bölgesel tüy dökülmesine sebep olur. Bu gibi bakımla ilgili tüy dökülmesinin dışında deride meydana gelen hastalıklar, hormonal dengesizlikler, sinir sistemi hastalıkları, metabolik hastalıklar da tüy dökülmesine neden olur. Veteriner hekimler tarafından bu hastalıkların tedavisi sonrası tüy dökülmesi de engellenmiş olur.
Yaşlı Köpeklerin Bakımı, Beslenmesi
"Yaşlı dostunuzun size en çok ihtiyaç duyduğu döneme ait bilmeniz gerekenler."
Yaşlılık Hastalık Değildir!
Veteriner ilaçlarındaki yenilikler, bakımla ilgili kullanışlı bilgiler ve beslenmede kaydedilen gelişmeler ile köpekleriniz daha sağlıklı ve uzun yaşayabilmektedir. Köpeğiniz yaşlılık dönemine girdiğinde doğal yaşlılık belirtilerinin oluştuğunu gözlemlersiniz, bu dönemini sağlıklı, mutlu, rahat bir şekilde geçirmesi sizin elinizdedir.
Nasıl ve Ne Zaman Köpeğimin Yaşlı Olduğunu Bileceğim?
Köpeğiniz yaşlılık dönemine girdiğinde, insanlardaki gibi izlenebilen yaşlılık belirtileri ortaya çıkmaktadır. Örneğin tüylerinin griye dönmesi, reflekslerinin ve kaslarının zayıflaması, duyma, görme ve koklama yeteneklerinde azalma, temkinli adım atma, hareketlerde azalma gibi belirtiler ortaya çıkar. Basit olarak yaşlılık ile ilgili en belirgin bulgu hareketlerde azalma, uyku uyuma süresinde artış ve uyurken çıkardığı seslerde (horlama) artıştır. Büyük ırk köpeklerde yaşlılık belirtileri 8 yaşından daha önceleri ortaya çıkarken küçük ırk köpekler 12 yaşına veya daha yüksek yaşlarına kadar gençliklerini korurlar. Özellikle 6 aylıktan önce kısırlaştırılan köpekler diğerlerine nazaran daha geç yaşlanacaklardır. İnsanlarda olduğu gibi köpeklerde de yaşlanma süreci farklılık göstermektedir. Veteriner hekiminiz köpeğinizin yaşlı olup olmadığı hakkında size bilgi verecektir.
Yılda iki kez Check-Up
Köpeğiniz yaşlandıkça veteriner hekiminiz tarafından yapılacak olan check-up’lar gittikçe önem kazanacaktır. Temel olarak her 6 ayda bir köpeğinizin check-up’dan geçirilmesi önerilir. Köpekler 1 yılda insan yaşına göre 3 yaş yaşlanmaktadır. Check-up sırasında fiziksel muayenenin yanı sıra veteriner hekiminiz kan ve idrar testlerine başvurabilir. Ultrason ve diğer görüntüleme yöntemleri ile kalp ve diğer iç organlarda oluşabilecek değişimler erken safhada belirlenebilir.
Veteriner Hekiminizi Sürekli Bilgilendirin!
Hepsinden önemlisi köpeğinizin davranışlarında ve fiziksel durumundaki tüm değişikliklerin veteriner hekiminize bildirilmesidir. Köpeğinizde fark edeceğiniz bir problemi köpeğinizin yaşlı olması ile bağdaştırabilirsiniz fakat gerçekte bu problem kolaylıkla tedavi edilebilecek bir problem olabilir. Örneğin köpeğinizin hareketlerinde oluşan yavaşlama, yaşlılıkla bağlantılı enerji eksikliğinden meydana gelmemiş olabilir, Eklem bozukluğu veya kalp problemine bağlı olarak gelişebilir. Bu iki bozukluk da uygun tedavi ile kontrol altına alnarak tedavi edilebilir. Düzenli yarı yıllık check-up’lar veterinerinize uygun bir koruyucu bakım programı hazırlamasında yardımcı olacak ve oluşacak problemleri erken safhada yakalayabilme imkanı sağlayacaktır. Veteriner hekiminizle işbirliği yapmanız köpeğinizin yaşlılık yıllarını mutlu ve sağlıklı bir biçimde geçirmesini sağlayacaktır.
Uygun Beslenme
Köpeğiniz yaşlandıkça beslenme ile ilgili gereksinimleri de değişecektir. Köpeğinizin daha az yemesine rağmen kilo aldığını görebilirsiniz. Fazla kilo metabolizmanın yavaşlaması veya aktivitedeki düşüklükten kaynaklanabilir. Fazla kilo kalp, akciğer, deri ve eklem bozukluklarına neden olabilir. Köpeğinizin fazla kilolarından kurtulabilmesi için günlük verdiğiniz mama miktarını düşürebilir veya düşük kalorili diyet mamaya geçebilirsiniz. Bazı köpeklerde ise tamamen ters bir durum söz konusudur. Yaşlanma ile birlikte kilo kaybı görülebilmektedir. Bu kilo kaybının sebebi diş ve kalp bozukluklarına bağlı olabilir. Her iki durumda da köpeğinizin kişisel beslenme ihtiyaçları konusunda veteriner hekiminize başvurun.
Menüsünü Konforlu Hale Getirin
Köpeğinizin yemek yerken rahat etmesini sağlamalısınız. Çoğu hasta sahibi yemek ve su kaplarını zemin üzerine bırakmaktadırlar ancak bu durum fazla kilolu ve iri köpekler için rahatsız edici bir durum olabilir veya eklem bozukluğu olan köpeklerde aşağı doğru eğilmek güç ve çok ağrılıdır. Bu durumda olan köpeklere yönelik pet shoplarda yemek kapları ve su kaplarının yerleştirildiği çeşitli yüksekliklerde her köpek ırkı için uygun masalar bulunur. Bu problemi pahalı olmayan yöntemle çözmekte mümkündür, bunun için bir kasanın üzerine yemek ve su kabı konulabilir.
Yaşlı Köpeğinizin Gıdasında Olması ve Olmaması Gerekenler
• Köpeğinizin her menüsünde yediği mama içinde en az %18 oranında yüksek kalitede protein, %5 yağ olmalıdır.
• Veteriner hekiminizle bilgi alışverişi sonucu diyetindeki lifli gıdaların miktarını arttırabilir. Özellikle de köpeğiniz sıkça kabızlık çekiyorsa.
• Köpeğiniz öğünler arasında hafif gıdalarla beslememelisiniz, ayrıca kullandığınız masanın parçalarını yememesine dikkat edilmelidir.
Yaşlı köpeklerinizin Sağlığı İle ilgili 10 önemli Tavsiye
1. Köpeğinizin yılda iki kez check up yaptırın.
2. Köpeğinizin kondisyonu ve hastalıkları hakkında bilgilerinizi, gösterdiği semptomlarda artış gözlendiğinde veteriner hekiminize danışın.
3. Köpeğinizi kaliteli mamalarla besleyiniz, günlük gıda gereksinimi tek öğünde verme yerine iki öğüne bölerek veriniz.
4. Günlük ihtiyacı üzerinde mama ile beslemeyiniz çünkü fazla kilo sağlık problemlerine ve daha kısa bir ömür sürmesine neden olur.
5. Veteriner hekimlerinizin tavsiyesi göz önünde tutularak , köpeğinizin diyetine artiritis problemine karşı glikozamin/chondrotin katılabilir. Veteriner hekiminiz tavsiyesiyle ağrılara karşı ilaçlar kullanılabilir.
6. Köpeğinizin fiziksel durumu göz önünde tutularak günlük yeterli egzersiz yapmasını sağlayınız.
7. Köpeğinizin diş sağlığına dikkat ediniz. Veteriner hekimlerin tavsiyeleri çerçevesinde köpeklerinizin dişlerini günde bir defa fırçalayıp, profesyonel şekilde temizleyiniz.
8. Köpeğinizin pire ve kene kontrolünü düzenli olarak yapınız.
9. Veteriner hekiminizin köpeğinizin maruz kalacağı riskleri göz önünde tutarak hazırladığı aşılama programına uyunuz.
10. Köpeğinize daha fazla sevgi ve ilgi gösteriniz. Köpeğinizi mutlu ve rahat ettirmek için elinizden geleni yapınız.
Evcil Hayvanınıza İlaç Yutturmak
"Evcil Hayvanınıza ilaç yutturmak zorunda kalırsanız bunu nasıl yapacağınızı biliyor musunuz?"
Köpeğinize ilaç uygulama
Tıpkı sizin gibi köpeğinizde hastalanabilir ve veteriner kliniğinden eve döndüğünüzde elinizde veteriner hekimin size uygulamanız için verdiği bazı ilaçlar olabilir. Bu ilaçları doğru olarak nasıl vereceğinizi ve hem sizin hem de köpeğiniz için kolay olanı öğrenmeniz gerekir. Veteriner hekiminizin söylediklerini her zaman takip edin, doğru miktarlarda ve verdiği süre kadar uygulamaya dikkat edin.
TABLETLER VE KAPSÜLLER
1.adım
● Hapı bir elinizin işaret parmağı ile başparmağınız arasına alın.
● Diğer elinizle üst çeneyi köpek dişinin arkasından işaret ve başparmağınızla sıkıca kavrayın.
2. adım
● Dudaklarını dikkatlice dişlerinin üzerine kıvırarak ağzını açın. Bu yöntem ısırılma ihtimalini çok azaltır.
3.adım
● Bileğinizi yukarı çevirerek kafasını yukarı kaldırın.
● Diğer elinizin ortanca parmağını kullanarak alt çeneyi açın.
4.adım
● Ortanca parmağınız öndeki körelmiş dişlerin üzerindeyken hapı dilinin olabildiğince gerisine yerleştirin.
● Hemen ağzını kapatın. Elinizle ağzını kapatmaya devam ederken yutkunabilmesi için kafasını eğin.
5.adım
● Boğazını okşayarak veya burnuna üfleyerek yutkunmasını teşvik edin.
SIVILAR VE ŞURUPLAR
Doğru doz için kutunun üzerindeki etiketi okuyun. Üzerinde çalkalayın yazıyorsa çalkalayın.
1. Adım
● Başlamadan önce enjektöre ilacı çekin.
● Yanağı ve dişlerinin arasından ilacı uygulayın.
● Ağzını kapalı tutun ve kafasını yavaşça yukarı kaldırın.
2. Adım
● Yutkunmasını teşvik için boğazını okşayın veya burnuna üfleyin.
3. Adım
● Köpeğiniz verdiğiniz ilacı tükürüyorsa veya ağzını açmıyorsa sakinleştirin.
● Bir süre bekleyin ve yeniden deneyin.
İPUÇLARI
● Her zaman için ilacın etiketini okuyun.
● Veteriner hekiminize aç ya da tok olarak verileceğini sorun. Eğer yiyecekle birlikte verilebiliyorsa bir parça peynir veya fıstık ezmesi içinde verebilirsiniz.
● Bir arkadaş veya aileden birini yardım için çağırın.
● Köpeğinize ilacı yerde veya kucağınızda vermekten kaçının. Kaymayan bir yüzeyi olan masayı tercih edin.
● İlacı uygularken sakin olun. Hayvanlar sahiplerinin gergin olduğunu hisseder ve ilacı yutturmak güçleşir.
● Mutlaka ilacı verdikten sonra sevin ve ödüllendirin.
KEDİNİZE İLAÇ UYGULAMA
Aynı sizin gibi kedinizde ara sıra hastalanabilir ve veteriner hekiminiz evde uygulamanız için bazı ilaçlar verebilir. Doğru şekilde nasıl yapılacağını öğrenmek bu işlemi kediniz ve sizin için daha kolay hale getirecektir. Daima veteriner hekiminiz tarafından verilen talimatları takip edin. İlaçlar veteriner hekiminizin belirlediği süre boyunca ne eksik ne de fazla verilmelidir.
TABLET VE KAPSÜLLER
1. Adım
● Hapı bir elinizin baş ve işaret parmakları arasına yerleştiriniz.
● Diğer elinizle baş ve işaret parmakları kanin dişlerin hemen arkasından elmacık kemiğini kavrayacak şekilde kedinizin kafasının üstünden tutunuz.
2. Adım
● Kedinizin gözleri yukarı bakana kadar kafasını arkaya eğiniz.
● Genellikle kedinizin alt çenesi kendiliğinden açılacaktır. Açılmazsa hapı tuttuğunuz elinizin orta parmağıyla biraz baskı uygulayınız.
● Hapı kedinizin ağzına getiriniz.
3. Adım
● Orta parmağınızı küçük kesici dişler üzerine koyarak çeneyi açık tutunuz.
● Hapı dilin olabildiğince gerisine bırakınız.
● Hemen ağzı kapatınız.
4. Adım
● Yutmayı teşvik için kedinizin boğazını nazikçe okşayın ya da burnuna üfleyiniz.
● Isırılmamak için hızlı hareket ediniz.
SIVILAR VE ŞURUPLAR
Doğru doz için prospektüsü okuyun. Talimat verilmişse, şişe içeriğini çalkalayın.
1. Adım
● Başlamadan önce şırıngayı ya da damlalığı ilaçla doldurunuz.
● Sıvı ilaçlar yanak ve dişler arasında kalan cep şeklindeki boşluğa akıtılır.
● Kedinizin çenesi kapalı olarak tutunuz ve kafasını hafifçe geriye eğiniz.
2. Adım
● İlacı şırınga yada damlalıkla nazikçe yukarıda bahsedilen boşluğa akıtınız.
FAYDALI İPUÇLARI
● Daima etiket talimatlarını dikkatlice okuyunuz.
● Veteriner hekiminize ilacın aç karına mı, tok karına mı uygulanacağını sorunuz.
● Kedinizi kucağınıza yada kaymaz yüzeyli bir masaya alınız.
● İlaç uygularken sakin olunuz. Kediniz gergin olduğunuzu hissedebilir ve bu ilacın uygulanmasını zora sokabilir.
HAP YUTTURMA ARAÇLARI
Parmaklarınızı kedinizin ağzına sokmak istemezseniz hap yutturma araçları kullanabilirsiniz. Hap yutturmada kullanılan araç şırıngaya benzer plastik bir tüptür.
● Hapı tüpün sonuna yerleştiriniz.
● Tüpü şırınga gibi işaret ve orta parmak arasında tutup başparmakla pistona basınız.
● Kedinizin gözleri yukarı bakana kadar kafasını arkaya eğiniz. Genellikle kedinizin alt çenesi kendiliğinden açılacaktır. Açılmazsa hapı tuttuğunuz elinizin orta parmağıyla biraz baskı uygulayınız.
● Aleti dilin kaidesine yerleştiriniz.
● Pistona basarak hapı dilin olabildiğince arkasına bırakınız.
Uygulama Kontrol Listesi
● Günde bir defa
● Günde iki defa
● Günde üç defa
● Diğer
● Yemekle
● Yemekten önce
● Sabah
● Akşam
Kaprofaji (Dışkı Yeme)
Kaprofaji, veya dışkı yeme köpeklerde sık rastlanılan bir sorundur. Birçok köpek sadece kendi dışkılarını değil, kedi, at gibi diğer hayvanların dışkılarını da yemektedir. Yavrularını besleyen köpeklerde bu davranış normal sayılmaktadır. Anne köpek yavrularının dışkılarını barınağını temiz tutmak için yiyebilir.
Hayvanınız kaprofajik ise veterinerinize başvurmalısınız. Veterineriniz kaprofajinin altında yatan nedeni teşhis etmek için birtakım testler yapabilir. Köpeğinizin mamasının besin değerini ölçebilir ve tıbbi bir nedeni olup olmadığını araştırır, gerekli tedavi yöntemlerini size açıklar.
Tedavi sorunun tıbbi veya davranış bozukluğu kaynaklı oluşuna göre değişir.
Gıdasal eksikliklerden kaynaklı durumlarda dengeli bir diyet ile sorun giderilebilir.
Problem davranış kaynaklı ise çeşitli yollardan bu durumun önüne geçilebilir.
Ne Yapmalıyım?
• Köpeğinizi gezdirirken tasma kullanın ve onu serbest bırakmayın. En etkili koruma yöntemi budur. Köpeğinizi dışkı yaptığında mükâfatlandırabilirsiniz, dışkısı yerine sizin vereceğiniz ödülü yemeyi tercih edecektir.
• Yüksek kaliteli bir diyet kullanın. Diyetinin değiştirilmesi de bir çözüm olabilir. Böylece dışkısının tadı değişeceğinden kendi dışkısını yemekten vazgeçebilir.
• Köpeğin dışkısını yemesini önlemek için dışkının tadını değiştirme yoluna da başvurabilirsiniz. Bunu kötü, acı tadı olan maddeleri dışkıya karıştırarak yapabilirsiniz. Örneğin, bir miktar acıbiberi dışkısına karıştırabilirsiniz. Dışkının tadını değiştiren, daha az çekici kılan başka ürünler de bulunmaktadır. Ancak bu, köpeğinizin başka hayvanların dışkısını yemesini engelleyemez.
• Veterinerinizin tavsiyelerini uygulayın. Köpeğinizin olumlu davranışlarını ödüllendirin. Uygun egzersizler yaptırın. Dışkıları günlük olarak uzaklaştırın. Paraziter veya diğer hastalıkları tedavi ettirin. Hayvanınızın dışkısını rutin olarak parazit açısından kontrol ettirin.
• Bir başka çözüm de dışkıya kusturucu ilaç uygulamaktır. Böylece dışkı yedikten sonra hayvanınız kusacaktır. Bir zaman sonra dışkı yememeyi kendisi öğrenecektir.
Sağlıkla kalın.
Hayvanlarda Tüylerin Dökülmesi
Pet sahipleri özellikle mevsim değişikliklerinde aşırı tüy dökülmesinden şikâyet ederler. Böyle durumlarda tüy dökmenin asıl sebebinin belirlenmesi çok önemlidir.
Mevsimsel değişimlerin yanı sıra, beslenme de tüy dökümünü etkileyen önemli bir faktördür. Beslenmesinde vitaminler ve mineraller yeterli değilse; protein ağırlıklı besleniyorsa, tüy dökülmesi artar. Özellikle tek yönlü tavuk veya ciğerle beslemek yapılan en sık hatalardandır. Böyle durumlarda tavuk eti içermeyen, özel diyet deri mamaları, hypoallergenic mamalar veya sebzeli mamalar kullanılabilirsiniz. Veteriner Hekiminizle görüşerek petinize özel bir diyet hazırlayabilir, H vitamini içeren tabletler verebilirsiniz.
Hayvan sahiplerinin petlerini uzun süreli protein ağırlıklı beslemeleri sonucu tüy dökümünün yanı sıra tedavi gerektirecek durumlarda oluşabilir.
Tüy dökümünde ırksal özellikler ve çevresel faktörler de rol oynar. Uzun tüylü hayvanlarda bu durum daha fazla görülür. Hormonal dengesizlikler ve bazı deri hastalıkları da tüy dökümünde rol oynar.
Rutin fırçalama ve tarama işlemlerini yaparak ölü tüyleri deriden uzaklaştırıp tüylerin topaklanmasını engelleyebilir, derinin rahat nefes almasını sağlayabilirsiniz.
Sonuç olarak tüy dökümünün sebebi belirlenip ona göre çözüm yoluna gidilmelidir.
Raşitizm nedir, tedavisi nasıl olur?
Raşitizm; Kalsiyum (Ca), Fosfor (P) ve D vitamini eksikliğine bağlı olarak gelişen bir kemik hastalığıdır. Kemik oluşumunun tam olmaması nedeniyle tedavisi geciktirilmiş, ihmal edilmiş vakalarda uzun kemiklerde şekil bozukluğu meydana getirir.
D Vitamini, diğer adıyla Kalsiferol, özellikle kemik ve diş yapısı gelişimi açısından önemli bir vitamindir. Kalsiyum ve fosfor emilimini düzenleyerek kemiklerin ve dişlerin güçlenmesini sağlar. Raşitizmi önler.
Kemik ve diş gelişimi üzerindeki etkileri nedeniyle özellikle bebeklerde ve büyüme dönemindeki hayvanlarda D Vitamini ihtiyacını karşılamak önemlidir. Sindirim sistemine iyi gelir, bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar.
D Vitamini Hangi Besinlerde ve Nelerde Bulunur? Normalde yeterli miktarda güneş ışığı alan hayvanlarda D vitamini vücut tarafından yeterince üretilir. Bununla birlikte; yeni doğanlarda, büyüme dönemindeki hayvanlarda, gebelikte ve süt emzirme dönemlerindeki dişilerde D Vitamini ihtiyacı arttığı için besinlerle dışardan daha fazla miktarda alınması gerekir.
Güneş başlıca D Vitamini kaynağı olmakla birlikte, balıketi, balıkyağı, süt, yumurta sarısı, karaciğer, peynir D Vitamini içeren besinler olarak sayılabilir.
Yavru kediler annelerini ememedikleri veya az emdikleri zaman ileride kendileri için gerekli olabilecek yeteri kadar D vitaminini depolayamazlar. D vitamini, kalsiyum ve fosforun kemik dokuya geçmesini sağlar. Dolayısı ile D vitamini eksikliği kemik gelişimini engeller.
Kalsiyum, fosfor ve D vitamini birbiriyle bağlantılıdır. Birinin eksikliği kemiğin gelişimini engeller.
Kalsiyumun eksikliği gibi fazlalığı da istenmeyen bir durumdur. Genelde hayvan sahipleri Veteriner Hekimlerine danışmadan hayvanlarına D vitamini ya da kalsiyum takviyesi yapar, bu da ileride sakıncalı durumlara neden olabilir. Kalsiyum fazla alınırsa fosfor, fosfor fazla alınırsa kalsiyum kemiklerden atılır ve kemik gelişimi engellenmiş olur.
Raşitizmin en belirgin özelliği; kemiklerdeki ağrıdır. Kemiklerde eğilme, “O” bacak, “X” bacak, omurgada eğrilik, yabancı cisim yeme (taş, toprak), sindirim sistemi rahatsızlıkları, kabızlık ve ishal görülebilir.
Sonuç olarak annelerin gebelik öncesi ve sonrası sağlıklı, dengeli beslenmesine özen gösterilmeli, Veteriner Hekim kontrolünde kalsiyum, fosfor ve D vitamini takviyesi yapılmalı, doğacak yavruların güneş ışığından yeteri kadar faydalanmaları sağlanmalıdır.
Mikroçip Kimlik Sistemi
"Mikroçip kimlik sistemi hakkında bilinmesi gerekenler. Neden küçük dostuma mikroçip taktırmalıyım?"
Mikroçip Kimlik Sistemi
Küçük dostunuz ailenizin önemli bir üyesidir. Her yıl birçok evcil hayvan çalınmakta veya kaybolmaktadır. Küçük dostunuzun kaybolmasını ve çalınmasını önlemek için en gelişmiş kimliklendirme sistemi olan mikroçipi düşünmelisiniz.
Neden Evcil Hayvanınızı Mikroçip ile Kimliklendirmelisiniz?
Tasmalara taklan künyeler rahatlıkla düşebilir, kaybolabilir, art niyetli kişiler tarafından çıkarılıp atılabilir. Dövmelerin benzersizliği garanti edilemez ve zamanla okunamaz hale gelebilir. Dövme numaraları birden fazla hayvana verilebilir.
Mikroçip uygulaması evcil hayvanınızın kimlik numarasının benzersizliğini garanti altına alacaktır. Evcil hayvanınız kaybolsa da çalınsa da, er yada geç mikroçip vasıtasıyla size geri dönecektir. Veteriner kliniklerinde mikroçip tarayıcıları hızlı bir şekilde yaygınlaşmaktadır. Diğer tanımlama yöntemleri ile karşılaştırıldığında; defalarca kaybolan künyelere veya dövmeye göre çok daha ucuz ve insancıl bir uygulamadır.
Mikroçip Kimlik Sistemi Nasıl Çalışır?
Mikroçip bir pirinç tanesi büyüklüğünde ve içerisinde dünyada bir örneği daha olmayan bir numara barındıran minik elektronik cihazlardır. Vücuda %100 uyumlu biyo-cam diye adlandırılan bir madde ile kaplanmıştır ve vücuda yerleştirildikten kısa bir süre sonra deri altı bağ dokusu ile kaplanarak hissedilemez bir duruma gelmektedir. Mikroçipler deri altı enjeksiyon yöntemi ile takılır ve taklan mikroçipin numarası merkezi veritabanına evcil hayvan ve sahibinin bilgileri ile kaydedilir. Gittiği herhangi bir veteriner kliniğinde bu numara okunarak hayvana ait tüm bilgilere ulaşılır. Evcil hayvanın kaybolması durumunda, bir veteriner kliniğine götürüldüğünde okuyucusuyla kontrol edilerek sahibi ile buluşturulması sağlanır. Ayrıca son yıllarda yapılan yasal düzenlemeler sonucunda evcil hayvan sahiplerinin, küçük dostlarına mikroçip taktırması ve bu numara ile belediyelere kayıt yaptırması zorunluluk haline getirilmiştir. Avrupa birliği ülkeleri seyahat sırasında evcil hayvanların mikroçip taşıyıp taşımadığını kontrol etmektedirler.
Küçük Dostunuz ile Seyahat
"Evcil hayvanınız ile seyahate çıkmadan önce dikkat edilmesi gerekenler nelerdir ?"
Küçük Dostunuz ile Seyahat
Yola çıkmadan önce şu soruyu kendinize sorun; kedim ya da köpeğim rahat ve mutlu olacak mı? Bazı hayvanlar evde kalmayı tercih eder. Bu hayvanların seyahat sırasındaki rahatsızlıkları ve bulantıları herkesin seyahatini mahvedebilir. Böyle bir durumda onu bir arkadaşınıza veya yakınınıza bırakmanız ya da ona bir bakıcı tutmanız akıllıca olacaktır. Eğer bu mümkün değilse, onu temiz, iyi çalışan bir çiftlik veya pansiyona bırakmayı düşünebilirsiniz.
Planlama
Eğer evcil hayvanınızı yanınıza almaya karar verdiyseniz, onun yolculuk hazırlığına kendinizinki kadar önem vermeniz gerekir. Seyahatinizi hangi taşıma aracıyla yapacaksanız, uçak, otobüs, tren veya gemi olsun, evcil hayvan kabul ettiklerinden emin olun. Ne tür rezervasyonların yapılması gerektiğini ve seyahat edebilmesi için ne gibi ayarlamaların yapılması gerektiğini öğrenin. Eğer otelde, pansiyonda veya kampta kalacaksanız hayvanların kalmasının yasak olmadığından veya onlar için yakınlarda kalabilecekleri bir evcil hayvan pansiyonu, özel kennel gibi yerlerin olduğundan emin olun. Eğer arkadaşlarınızla veya bir aile ile olacaksanız küçük dostunuzun da davetli olduğundan emin olun.
Evcil hayvanınızı koyacağınız kafesin uygun ölçülerde olduğunu emin olun. Çok büyük ve çok küçük kafesler uygun kafesler değildirler. Aşağıdaki şema ideal kafes ölçüleri için size fikir verecektir. Kafesin arka ve yan yüzlerinde içinin yeterli derecede havalanmasını sağlayacak uygun büyüklükte delikler olmalı, ön yüzünde ise uygun büyüklükte gözenekleri olan tel bir kapı olmalıdır.
Uçakla Seyahat
Uçmak istediğiniz hava yolu ile temasa geçin. Hepsinin kendisine göre değişik kuralları ve uygulamaları vardır. Evcil hayvanınız için rezervasyon yaptırmanız gereklidir. Havayolu şirketinize kafesle ve taşıma çantasıyla ilgili kurallarını sorun. Direkt bir uçuş ayarlamaya çalışın veya en az aktarmalı olanını tercih edin. Eğer kafes veya taşıma çantanız önünüzdeki koltuğun altındaki boşluğa sığabilirse havayolu şirketiniz evcil hayvanınızın sizinle kabinde seyahat etmesine izin verebilir. Eğer kargo bölümünde seyahat etmek zorundaysa havaalanına erken gidin. Onu taşıma çantasına siz koyun, ve iner inmez hemen onu yanınıza alın. Evcil hayvanınızın taşındığı kargo bölümünün uygun hava koşullarına sahip olduğundan emin olun. Ortamın iyi kontrol edilmediği durumlarda, uçaklarda kargo bölümleri çok sıcak veya çok soğuk olabilir.
Arabayla Seyahat
Eğer evcil hayvanınız arabada yolculuk yapmaya alışık değilse seyahatten önce onunla birkaç küçük tur atın. Kediniz büyük ihtimalle bir taşıma kabında daha rahat edecektir. Hayvanların araba hareket halindeyken başlarını pencereden dışarı çıkarmalarına asla izin verilmemelidir. Toz partikülleri bir incinmeye veya enfeksiyona neden olabilir ve akciğerlere çekilen soğuk hava hastalıklara önderlik edebilir. Eğer uzun bir yolculuk yapacaksanız her iki saatte bir atıştırma, egzersiz ve dinlenme molaları verin. Ana yemek öğününü günün sonunda verin. En uygun olanı kuru mamadır ama eğer küçük dostunuzun konserve mama gereksinimi varsa ve buzdolabınız yoksa artan kısmını tekrar kullanmayın. Kedinizi ya da köpeğinizi park etmiş arabanın içinde uzun süre bırakmanız tavsiye edilmez. Eğer arabanın içinde bırakmak zorundaysanız, bütün kapıları kilitleyin ve pencereleri içerideki hava sirkülasyonuna izin verecek kadar açık bırakın, yalnız bu açıklığın dışarı atlamasına veya başını sıkıştırmasına izin vermeyecek büyüklükte olmasına dikkat edin. Sıcak günlerde park etmiş bir arabanın içindeki sıcaklığın sadece dakikalar içinde tehlikeli boyutlara yükselebileceğini ve evcil hayvanınızın sıcak çarpması nedeniyle ölebileceğini her zaman hatırlayın.
Otobüs, Tren veya Gemiyle Seyahat
Otobüs firmalarının hepsi evcil hayvanınız ile seyahat etmenize izin vermeyebilir, telefon ederek konu hakkında bilgi isteyin. Tren vagonların içinde hayvanlara müsaade etmeyebilir ancak kafes içinde kabul edebilirler. Bazı gezinti gemileri evcil hayvanları kabul etmektedir. Seyahat acentenizden bilgi isteyin.
Bütün Seyahatlerde
Evcil hayvanınızın her zaman boynunda duracak, tüm kimlik bilgilerinin (tanımlayıcı özelliklerinin) bulunduğu bir tasması olmalıdır. Ayrıca, mikroçip kimlik sistemi küçük dostunuz kaybolduğunda geri dönebilmesi için gerekli olan kalıcı bir kimliklendirme sistemidir. Onun en sevdiği yiyeceği, oyuncağı, mama kabını, bir termos suyu ve tasmasını yanınıza alın. Uzun bir yolculuktan önce evcil hayvanınızı veteriner hekiminize muayene ettirmeniz ve aşılarının eksiksiz olması faydalı olacaktır. Eğer evcil hayvanınız bir kafeste veya taşıma kabında seyahat edecekse, kafesin sağlamlığından, ayağa kalkabileceği ve içinde dönebileceği kadar geniş olduğundan, mama ve su için yer olduğundan, iyi bir hava sirkülasyonu olduğundan, su geçirmez bir tabanı olduğundan ve güvenli bir şekilde kapandığından emin olun. Küçük dostunuz ile yurt dışına çıkıyorsanız en az 4 ay önce gideceğiniz yerin konsolosluğu veya büyükelçiliği ile temas kurup veya seyahat acentenizle konuşup sağlık ve aşılama kuralları ile ilgili en detaylı bilgiyi isteyin.
Önemli Not
Eğer evcil hayvanınızda seyahat sırasında mide bulantısı meydana geliyorsa uygun tedavi için veteriner hekiminize başvurunuz.
Katarakt Hastalığı Nedir?
"Evcil Hayvanların görme kaybına yol açan katarakt hastalığı ve tedavi yolları hakkında neler biliyoruz?"
Katarakt Nedir?
Gözün içinde ışığı gözün arkasına ya da retina’ya odaklayan lens bulunur. Görüntü retina’da oluşur. Bu durum, film üzerine ışığı odaklayan lense sahip fotoğraf makinesi ile benzerlik gösterir. Eğer lens ışığı geçiremeyecek derecede koyu beyaz hale gelirse buna katarakt denir.
Katarakt'a Neler Sebep Olur?
Köpeklerde en sık görülen katarakt nedeni kalıtımdır. Diğer nedenler, göze gelen yaralanmalar veya diabetes mellitus (şekere bağlı diabet) gibi hastalıklardır. Bazıları ise kendiliğinden bir oluşum gösterir ve yaşa bağlı gelişirler.
Bazı Irklar Katarakt Oluşumuna Diğerlerine Göre Daha mı Eğilimlidirler?
Bir çok köpek ırkı kalıtsal kataraktla etkilenmektedir. Bazı belirli ırklar (amerikan cocker, labrador, kaniş, boston terrier ve welsh springer spaniel) ’i kapsamaktadır.
Benim Köpeğim veya Kedim Kör Olacak mı?
Eğer katarakt lensin %30 ’undan daha azını ya da sadece bir lensi etkilemişse bunlar sıklıkla görüşü azaltırlar. Total lens alanında opasite % 60 ’a ulaşırsa görüntü bozukluğu genellikle belli olur. Eğer opasite lensin % 100 ’üne yayılırsa, dostunuz kör olur. Bununla birlikte kataraktın statik kalışı veya ilerlemesi kataraktın tipine, ırka ve diğer risk faktörlerine bağlıdır.
Köpeğimin veya Kedimin Kör Olmasını Önlemek İçin Bir şey Yapılabilir mi?
Bu gün Veteriner Hekimler kataraktı uzaklaştırıp evcil hayvanınızın bozulan görüşünü düzeltebilmektedirler. Katarağın kesin tedavisi operasyonladır. Günümüzde phaco cerrahisi ile evcil hayvanlarda katarağın tedavisi başarıyla yapılabilmektedir. Çoğu evcil hayvan az miktarda komplikasyonla birkaç gün içinde normal koşma ve oynama haline dönüş yapar.
Eğer Köpeğim veya Kedim Kör Olursa Bu Kaç Yaşında Gerçekleşir?
Kataraktın en büyük sebebi kalıtım olduğundan beri, kataraktın ilerlemesi ırktan ırka değişmektedir. Bazı ırklarda katarakt diğerlerine göre nispeten erken oluşurken, diğerlerinde ilk belirtiler evcil hayvan yaşlandığında tespit edilebilir ve ilerleme o kadar yavaştır ki evcil hayvan yaşlılıkta bile hala iyi görüşe sahiptir.
Kuduz Hastalığı
"Kuduz hastalığı hakkında bilinmesi gerekenler"
Tüm sıcakkanlı hayvanların beyinlerinde yerleşen ve oradan sinirler yoluyla tükürük bezlerine gelerek salyadan yaraya bulaşan akut seyirli, daima ölümle son bulan bulaşıcı viral bir hastalıktır. Hastalık köpek, kedi, sığır, koyun, keçi, at, eşek gibi evcil, tilki, kurt, çakal, fare, sincap, sansar, gelincik gibi yabani hayvanlarla insanlarda görülür. Yarasalar virüsü taşımalarına rağmen kendileri hastalanmazlar, ısırdıkları hayvan ve insanlara hastalığı bulaştırırlar.
Kuduz Hastalığının Bulaşma Şekli
Bulaşma kuduz bir hayvanın ısırması, tırmalaması veya salyasının yaraya bulaşması ile geçer. Virüs, vücuda girdiği yerde bulunan sinirler yoluyla beyine gider, yerleşir ve orada çoğalır. Beyinde çoğalan virüs tekrar sinirler yoluyla tükürük bezlerine gelir ve salyaya geçer. Virüsün vücuda girmesi ile hastalığın ortaya çıkması arasındaki süreye kuluçka dönemi denir. Bu dönem 3-4 gün ile 1 yıl ya da daha fazla sürede değişen bir zaman alabilir. Genel olarak kuluçka süresi İnsanlarda 27 - 64 gün, köpeklerde 20 - 60 gün, kedilerde 14 - 30 gün, sığırlarda 30 - 60 gündür.
Kuduz Hastalığının Belirtileri
Kuduz Hastalığına yakalanmış hayvanlar tipik olarak birbirlerine benzer belirtiler gösterirlerse de bu belirtiler bazılarında az bazılarında çok değişik safhalar gösterir. Genel olarak gözlenen bu safhaların en çok kuduza yakalanan köpeklerdeki durumu şöyledir.
Sakin devre: Köpeklerin huyu değişir, sahiplerini tanımaz, evden uzaklaşır, kornea refleksi kaybolmuştur, 2 - 3 gün sürer.
Saldırgan devre: Hayvan huzursuzdur, sağa sola saldırır, ses ve ışıktan rahatsız olur, göz bebekleri genişler bakışlar dikkatlidir, yabancı cisimleri yer, havayı ısırır gibi yapar, sesi kalınlaşır, havlama uluma şeklini alır, salyasını yutamadığı için ağzından bol salya akar, hızlı solunum, bazen hayvan bu devrede ölür.
Felç devresi: Felç arka ayaklardan başlayarak bütün vücuda yayılır, alt çene düşer, dil gevşemiş ve ağzının bîr tarafından dışarı sarkmıştır, yemek yiyemez, su içemez ve dolayısı ile suya ve yemeye karşı bir hırs duyar ve 1 - 2 gün içinde hayvan ölür.
Kuduza yakalanmış hayvanlar 3-14 gün içinde mutlaka ölürler.
Kuduz Şüpheli Bir Hayvanla Karşılaşıldığında
En yakın görevliye (polis, jandarma, belediye görevlisi, vs.) durumu bildirin gerekli güvenlik önlemlerini almasını bekleyin, vereceği talimatlara uyun.
Asla kuduz şüpheli bir hayvana gerekli güvenlik önlemlerini almadan müdahale etmeye, yakalamaya çalışmayın. Onu korkutacak veya saldırganlaştıracak davranışlardan kaçının.
Şunları sakın unutmayın !
Hayvanlar bazı durumlarda aniden saldırganlaşıp ısırabilirler,
• Tehdit altında olduklarını hissettiklerinde veya korktuklarında.
• Yaşam alanlarını, yavrularını veya yiyeceklerini koruduklarında.
• Aşırı heyecanlandıklarında (Oyun sırasında).
• Sizi tanımadıklarında.
• Av içgüdüsü uyarıldığında.
• Saldırgan olmaya eğitildiklerinde.
• Acı çekiyor olduklarında.
Hayvanların olduğu bir ortamda,
• Asla gözlerinin içine uzun süre gözünüzü dikip bakmayın.
• Asla yaralı bir hayvanı tedbir almadan kaldırmaya çalışmayın.
• Asla uyuyan bir hayvanı rahatsız etmeyin.
• Asla yemek yiyen bir hayvana çok fazla yaklaşmayın.
• Asla hayvanların yanından koşarak geçmeyin.
• Asla yabancı bir hayvana aniden yaklaşmayın.
• Asla vahşi bir hayvana dokunmaya veya yemek vermeye kalkışmayın.
Eğer saldırıya uğrarsanız,
• Ceketinizi çantanız, bisikletiniz, ısırabileceği herhangi bir şeyi ilgisini ona kaydırmak için verin,
• Düştüyseniz veya sizi devirdiyse, başınızı ellerinizin arasına alarak kıvrılın. Ayaklarınızı karnınızda toplayın, başınızı ve özellikle boynunuzu koruyun.
• Bağırmamaya ve ağlamamaya çalışın, mümkünse yuvarlanın.
• Sakin kalmaya çalışın, sakın tekme atmaya veya vurmaya kalkmayın.
Kuduz Şüpheli Bir Hayvan Tarafından Isırılan Bir İnsanda Yapılması Gerekenler
Isırık yarasının beyine yakınlığı virüsün beyine ulaşması açısından önemlidir. Yara bölgesi beyine yakın ise en kısa sürede bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Diğer bölge ısırıklarında bu süre 0-38 saat en fazla 72 saat olmalıdır. İnsanlarda bugün komplikasyonsuz HDCV (Human Diploid Ceil Vaccine) kuduz aşıları uygulanmaktadır. Isırık bölgesi bol sabunlu su veya antiseptik solüsyonlar ile temizlenmelidir. Yaraların yıkanması ile bulaşmış olan virüslerin yaklaşık yarısı yara bölgesinden uzaklaştırılmış olur.
Isırılmalarda Kuduz Şüpheli Hayvan Hakkında Yapılması Gerekenler
Bir insan veya hayvanı ısıran kuduz şüpheli hayvan veteriner hekimin denetimi altında 10 gün gözetim altında tutulur. Gözetim süresi içinde ölen hayvanın başı, ölümün kuduza bağlı olup olmadığının belirlenmesi için Tarım ve Köy İşleri Bakanlığına bağlı bölgemizde Pendik Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü Müdürlüğüne gönderilmelidir. Gözetim süresi içinde ölmeyen hayvanlar ise serbest bırakılır.
Teşhis Yöntemleri
Kuduzdan ölen veya öldürülen hayvanlardan laboratuar teşhisi, Dünya Sağlık Örgütü (WHO)' nün kabul ettiği 3 metot ile yapılmaktadır.
• Sellers Boyama yöntemiyle
• Flüoresan Antikor Tekniğiyle
• Deney Hayvanlarına İnokulasyonla
KUDUZLA MÜCADELE
Direk Mücadele
Koruyucu Kuduz Aşısı ile kedi ve köpekler 3 aylık olduktan sonra aşılanırlar. İthal Avrupa aşıların bazılarının 3 yıl koruyuculuğu olmasına rağmen ülkemizde yasal zorunluluk olarak kuduz aşısı her yıl tekrarlanmaktadır. Sahipli köpek nüfusu belirlenmeli ve aşılanmaları sağlanmalıdır. Sahipsiz köpeklerin kontrolü için bakım ve müşahede merkezleri oluşturulmalı, buraları bir anlamda sahiplendirmek için rehabilitasyon merkezleri olmalıdır. Bu merkezlerde köpekler kısırlaştırılmalı, aşılanmalı, bakımları yapılıp, sahiplendirmek için hazır hale getirilmelidir. Çevre kontrolü ile başıboş kedi ve köpeklerin besleneceği gıda artıkları ortadan kaldırılmalıdır.
İndirek Mücadele
Kuduz hastalığı hakkında halk ve çocuklar bilgilendirilmeli, insanların hayvanlara gösterdikleri sevginin yanı sıra, sorumluluklarının da olduğu anlatılmalıdır. Köpeğiniz ile keyifli ve sorunsuz bir yaşam sürmenin temeli onunla iyi iletişim kurmaktan geçer. Köpekler kendi aralarında vücut işaretleri yoluyla iletişim kurarlar. İnsanlarla iletişim kurmada da doğaları gereği aynı metodu kullanırlar. Köpeğinizle iyi iletişim kurabilmek için bu işaretleri yorumlamayı öğrenmeniz gereklidir. Böylece öğrenmesi gereken şeyleri ona daha kolay öğretebildiğiniz gibi onun yemek yemek, dışarı çıkmak, oyun oynamak yada ilgi ve sevgi gibi istek ve ihtiyaçlarını anlayabilirsiniz.
İlk defa köpek sahibi olanlar zamanla köpeklerinin vücut dilini anlamaya başlar. Köpekler duygularını ifade ederken çoğunlukla kuyruklarını kullanırlar. Pek çoğumuz çizgi filmlerde kuyruğunu sağa sola sallayarak yürüyen sevimli köpek kahramanları görmüşüzdür.
Genellikle sevindikleri, herhangi bir tehdit altında olmadıkları ve mutlu oldukları zaman köpekler kuyruklarını sallarlar, ev yaşamında sahibi eve döndüğünde, yemek yiyeceği zaman yada oyun oynamak istediğinde köpeğinizin kuyruğunu salladığını görürsünüz. Bazı durumlarda ise kuyruklarını dimdik havaya kaldırıp, hareketsiz tutarlar; bu duruş o anda belki de sizin duyamadığınız fakat onun duyduğu bir sese yada kokuya konsantre olduğunda görülür. Halk arasında “kuyruğunu kıstırdı” diye tabir edilen, kuyruğunu iki bacağının arasına alması ise köpeklerin korktukları ve kendilerini güvende hissetmedikleri anlarda yaptıkları bir harekettir. Kendinden üstün olan bir köpekle karşılaştığında kuyruğunu kıstırıp kaçabilirler.
Köpeklerin vücut dilinde yüz mimikleri çok anlam ifade eder. Onlar bizim gibi gülüp, ağlayamasalar da canları acıdığında, kızdıklarında ya da siz evden ayrıldığınız için üzüldüklerinde yüz ifadeleri değişir.
Irklara ve bireylere göre değişse de köpekler bir şeye kızdıklarında yada tehdit altında hissettiklerinde öncelikle karşısındakini hırlayarak, havlayarak ya da ön dişlerini göstererek uyarmaya yada korkutmaya çalışırlar.
Köpeklerle iç içe olduğunuz zaman dilimi büyüdükçe onların dilinden daha iyi anlar hale gelirsiniz. Unutmayın ki iyi iletişim iyi ilişkiler yaratır, zamanla sizin ve küçük dostunuzun arasında bir iletişim dili oluşacaktır. Köpeğinizi eğitirken o da sizin sözlerinizden, duruş ve hareketlerinizden ve hatta göz temasınızdan ondan ne istediğinizi anlar hale gelecektir.
Yavru Kedi veya Köpek Almak
"Yavru bir kedi veya köpek almadan önce bilmeniz gerekenler ve alım sırasında dikkat etmeniz gereken noktalar."
İki aylıktan daha ufak yavruları satın almayınız. Korunmasız bu yavrular, doğumdan sonraki ilk iki ay boyunca annelerine muhtaçtırlar. Bağışıklık sistemi henüz gelişmemiş olduğundan yavru hayvanlar hastalıklara karşı çok duyarlıdırlar. Yavruların özenli bakılmaları ve beslenmeleri, hasta olabilecekleri koşullardan uzak tutulmaları gereklidir. Yavru kedi ve köpeklerin beslenmesinde dikkat edilmesi gereken birçok püf noktası vardır. Bu konularda sizi bilgilendirecek olan veteriner hekiminize mutlaka danışınız.
Yavruların ilk aşılamalarına başlamadan (8 haftalıktan önce) iç ve dış parazitler yönünden kontrol edilip gerekli ilaçlamaların yapılmış olması gerekir. Bu parazitlerin bir kısmı yavruya daha anne karnındayken geçmektedir.
Bir yavrunun sağlık durumu hakkında, çevreye olan ilgisi ve hareketliliği, göz ve burun çevresinde akıntı olmaması, derisinde kızarıklık, tüylerinde düzensizlik, yer yer dökülmüş alanların bulunmaması, çok kötü kokulu ve sulu dışkı yapmaması, aksırma, hırıltılı solunum gibi belirtiler göstermemesi kabaca fikir verebilir.
Evcil hayvan satış yerlerinde, satılan her hayvan için hayvanın genel bilgileri ile uygulanan paraziter ilaçların ve aşıların adının ve uygulama tarihlerinin bulunduğu “Süs Hayvanları Satış Yerleri Hayvan Sağlık ve Satış Belgesi” düzenlenmelidir. Bu belge Evcil hayvan satış yerleri sahibi ve sorumlu veteriner hekimi tarafından doldurulmuş, imzalanmış ve böylelikle hayvanın sağlıklı olduğu onaylanmış olmalıdır.
Yurtdışından ithal edilmiş hayvanların, ithal edildiklerini gösteren gümrük belgelerinin, sağlık ve orijin sertifikalarının birer suretinin hayvan satılırken alıcıya verilmesi gereklidir. Lütfen tüm bu belgeleri ve alış faturanızı eksiksiz isteyiniz. Bunun sizin kanuni hakkınız olduğunu unutmayınız.
Hayvanların sağlık durumu ile ilgili olarak hiçbir kişi yada kurum sağlık garantisi veremez. Garanti belgesi adı altında sizi belirli bir klinik veya veteriner hekime gitmeye zorlayamaz. Evcil hayvan sahibi olacak kişiler hiçbir baskı, zorunluluk altında kalmadan kendi veteriner hekimlerini seçmekte özgürdür. Bu duruma aykırı hareket edenleri lütfen İstanbul Veteriner Hekimler Odası’na bildiriniz.
Veteriner Hekim ile Tanışma
Evcil hayvanınızı aldığınızda ilk yapmanız gereken şey onu en kısa sürede bir veteriner hekime götürmektir. Yavrular birçok hastalığa karşı savunmasız haldedirler. Bu dönemi sorunsuz atlatabilmeleri rutin veteriner hekim kontrolü ile olacaktır. Veteriner hekiminiz size ona nasıl bakmanız ve beslemeniz gerektiği ile ilgili çok önemli bilgiler verecektir.
İlk randevuda veteriner hekim yavrunuzun muayenesini yaparak sağlığı ile ilgili genel bilgiye sahip olur. Veteriner hekim daha detaylı bilgi edinmek için dışkı, idrar ya da kan testleri yapmak isteyebilir. Genel durumunun sağlıklı olduğuna karar verilen yavrular için veteriner hekim çeşitli faktörleri göz önüne alarak 8 haftalıktan itibaren ilk aşılama programını başlatır.
Yavrunuzun sağlıklı bir yaşam sürmesinde rutin veteriner hekim muayenelerinin rolü büyüktür. Unutmayın ki erken teşhis hayat kurtarır.
İstanbul Veteriner Hekimler Odasının Uyarıları
1. Ev ve süs hayvanı satış, barınma ve eğitimi hizmetlerinin verildiği işyerlerinin Tarım Bakanlığı’nın vermiş olduğu “Ruhsat Belgesi” ’ne sahip olup olmadığına dikkat ediniz. Mağdur durumda kalmamak için ruhsatsız yerlerden hayvan satın almayınız, barınma ve eğitim amacı ile bu yerlere bırakmayınız.
2. İlgili yönetmeliğin 8.maddesinde yavru hayvanların sağlığı düşünülerek iki aylıktan daha küçük kedi ve köpeklerin satışı yasaklanmıştır. Lütfen buna dikkat ediniz.
3. Satış yerlerinde, satışa sunulan hayvanların sağlık muayenelerini ve gerekli paraziter ilaçlamalar ile aşılamalarını yapmakla yükümlü olan sorumlu veteriner hekim bulunmalıdır. Sorumlu veteriner hekim, bu satış yerlerini amacı dışında, dışarıdan gelen hasta hayvanların muayenesi, tedavi, ilaç ve aşı uygulamaları gibi satış yerindeki yavruların sağlığını tehdit edici şekilde kullanamaz.
4. Satışa sunulan hayvanların, sorumlu veteriner hekim tarafından işlenip, onaylanmış olan sağlık karnelerinin olması gereklidir. Bulaşıcı hastalıklara karşı aşılanan hayvanlar, aşı uygulaması üzerinden en az 4 gün geçmeden satışa sunulamaz. Lütfen satın alacağınız hayvanın sağlık karnesindeki aşı uygulama tarihlerine dikkat ediniz.
5. Bu satış yerlerinde reçeteye tabi olmayan veteriner kozmetikleri dışında her türlü ilaç, aşı ve biyolojik madde satışı yasaktır. Hayvan ve insan sağlığını tehlikeye atmamak için lütfen veteriner hekiminizin kontrolü dışında ilaç kullanmayınız, bu tür yerlerden ilaç satın almayınız. En masum görünen ilaçların bile yanlış kullanımına bağlı ölümcül yan etkileri olabileceğini unutmayınız.
Küçük dostlarımızın sağlıklı ve uzun bir hayat sürdürebilmeleri onlara sunduğumuz yoğun ilgi ve kaliteli bakım ile mümkündür. Lütfen bu uyarıları dikkate alıp, yukarıda sayılan kurallara uymayan yerleri İstanbul Veteriner Hekimler Odası 'na bildiriniz. Ruhsatlı veteriner kliniklerinin listesine ve daha birçok bilgiyewww.istanbul-tarim.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz.
Operasyon Önce ve Sonrası Bakım
"Evcil Hayvanınız bir operasyon geçirecek! Operasyon öncesinde ve sonrasında bilmeniz gerekenler. Bakım konusunda neler yapmalısınız ?"
OPERASYONLA İLGİLİ İPUÇLARI
Hastalık veya herhangi bir kaza nedeniyle bir gün hayvanınızın operasyona ihtiyacı olabilir. Bu hem sizin, hem de evcil hayvanınız için stresli bir durumdur. Aşağıda herhangi bir cerrahi girişim sonrasında mümkün olduğunca komplikasyonsuz hızlı iyileşmeye giden yol için bazı ipuçlarını bulacaksınız. Operasyonun tipine göre ister büyük girişim olsun ister küçük bir girişim olsun veteriner hekiminiz size evcil hayvanınızın normal yaşamına ne zaman döneceğini söyleyecektir.
OPERASYON ÖNCESİ
● Veteriner hekiminiz operasyondan önce operasyonu etkileyebilecek daha önceden var olan herhangi bir hastalık durumunu kontrol edebilmek için sağlık kontrolü yapacaktır.
● Evcil hayvanınızın aşılarının tam olduğundan emin olun.
● Veteriner hekiminiz fiziksel muayene ile belli olmayan hastalıkları kontrol edebilmek için kan testi isteyebilir.
● Büyük operasyonlardan birkaç gün önceden antibiyotik tedavisi başlayabilir.
● Operasyon sonrası ne kadar süreyle yemek ve su verilmeyeceğini mutlaka öğrenin.
OPERASYON SONRASI BAKIM
● Hayvanınız operasyon sonrası çok yorgun ve güçsüz olabilir. Onu çok heyecanlandırmayın.
● Klinikten ayrılırken tasmasını yeniden ayarlayın veya bir taşıyıcıya koyun. Onu yeni bir yaralanmadan koruyacaktır.
● Az miktarlarda yiyecek verin. Bol miktarda yemek ve su vermek midesini bulandırabilir ve kusmaya yol açabilir.
● Eğer veteriner hekiminiz operasyon sonrası kullanması için reçeteli gıda verdiyse nasıl kullanılacağını iyi anlayın.
● Hayvanınızın hareketlerini kısıtlayın. Merdiven tırmanmak zıplamak dikişlerin patlamasına yol açabilir.
● Yattığı yerin temiz ve ılık olduğuna emin olun.
● Hayvanınızın iyileşmesi için ilaç reçete edildiyse reçeteyi iyi okuyun ve doğru bir şekilde uygulayın.
● Dikişler genelde on günde alınmaktadır. Bu süre içinde her gün operasyon yarasını kızarıklık, şişme veya akıntı yönünden kontrol edin. Herhangi bir irkilti görürseniz hemen veteriner hekiminizle temas kurun.
● Hayvanınızın yarasını ısırmasını ve yalamasını engelleyin. Eğer zor oluyorsa “elizabet yakası” gibi engelleyici kafasına takın.
Annesiz Yavru Kedinin Bakımı
Kedilerin gebelik süresi ortalama 58–62 gündür. Doğumdan sonra yavrular en az 2 ay anne sütü emmelidir. Bu sürenin doğru olması anneden yavruya geçen bağışıklık faktörleri, yavru için en önemli olan besin kaynağı olan sütün alınması açısından çok önemlidir.

Burada değineceğimiz çeşitli nedenlerle anneden ayrı kalmış 0–2 ay arası bebek kedilerin insan eliyle bakımıdır. Önemli olan ilk konu bebeğin tahmini kaç günlük olduğudur. Annesiz bir yavrunun kaç günlük olduğunu anlamak için göbek kordonuna ve gözlerine bakmamız yeterli olacaktır. Henüz göbek kordonu düşmemiş ve ıslak ise zaten yeni doğmuştur, henüz birkaç saatliktir. Eğer göbek kordonu düşmemiş fakat kuru ise birkaç günlüktür. Yeni doğan yavrunun göbek kordonu ortalama bir haftada düşer. Gözler ortalama 15 günde açılır, iyi bir görüşe ortalama 2 ay da erişilir. Kedimiz henüz 1 haftalık yaştan küçükse günde iki defa batikon kompresi yapılarak göbek kordonunun enfekte olması engellenmelidir. Kordon kuruyunca birkaç gün içinde batikon uygulaması bırakılmalıdır. Göbek kordonu birçok bakteri ve virus tarafından kolayca enfekte edilebilir. Mikroorganizmaların kontaminasyonunu engellemek için yavruya mutlaka steril bir eldiven ile müdahale edilmelidir. Direkt elle temastan kaçınılmalıdır. Ayrıca yeni doğan yavru bu nedenle çok temiz bir yerde bakılmalı, hatta eczanelerde ve veteriner kliniklerinde bulunan hasta altı yatak koruyucu örtülerinden kullanılmalıdır.
Bir diğer önemli husus vücut sıcaklığının sağlanması ve korunmasıdır. Termoregülasyon dediğimiz vücut sıcaklığını kontrol mekanizmaları bebek kedide henüz sağlanamamaktadır. Bunu anne kendi vücut sıcaklığıyla sağlamaktadır. Doğum sonrası yeni doğan yavru ıslak olacağından beden ısısı hızla düşmeye, hypotermi, başlar (ortalama 5 derecelik bir düşüş yaşanır) Hypotermiden korumak için yavru hemen kurutulmalıdır. Bu amaçla bir tutam pamuk ile yuvarlak ve yumuşak manüplasyonlarla yavrunun tüm vücuduna masaj yapılır. Bu işlemden sonra sıcak su konulmuş termofor ya da bir pet şişe içine sıcak su doldurur ve bir havluya sarılarak termofor yavrunun altına konur. Termofor veya sıcak su içeren pet şişe yavruya direk temas ettirilmemelidir. Termofor 3–4 saat ara ile yinelenmelidir.
Temiz ve sıcak bir ortam sağlandıktan sonra sıra uygun beslenmeye gelir. Yeni doğan yavrunun göz kapakları henüz kapalıdır ve kulakları duymaz fakat koku ve tat alma duyuları vardır. Yeni doğan yavrunun henüz emme refleksi güçlü değildir. Doğumdan hemen sonraki ilk 12 saatlik süre içinde yavrular beslenmek zorundadır. Her ne kadar karaciğer glikoz depoları dolu doğsalar bile kan şekeri her geçen zaman daha da düşecektir. Bu nedenle doğumdan hemen sonraki beslenme hayati önem taşır. Hypoglisemi ve buna bağlı ölümler gerçekleşebilir. Kısa süre içinde bir çay bardağı kaynamış ve ılıtılmış su içine bir küp şeker ile hazırlanan solusyondan birkaç damla içirilir ve daha sonra biberon maması verilerek genel durum güçlendirilmeye çalışılır. Beslenmesi için gerekli olan biberon ve biberon maması veteriner klinikleri ve pet shoplarda rahatça bulunabilmektedir. Eğer mama bulamıyorsanız pirinç unu, şeker ve su (veya pastörize inek sütü) ile hazırlanacak bir mama geçici süre kullanılabilir. Ayrıca eczaneden 0–3 aylık bebekler (insan) için olan mamalardan da kullanabilirsiniz.

Mamanın hazırlanışı: Bir cezvede içme suyu kaynatılır ve kaynayan su önceden içi sıcak su ile çalkalanmış biberona boşaltılır. Biberonda bulunan her çizgi için bir ölçek mama konulup topaklar kayboluncaya kadar iyice çalkalanır. Hazırlanan mamadan birkaç damla bileğimize damlatılır, eğer bileğimiz yanmıyorsa yavru beslemeye başlanabilir. Biberon 45 derecelik bir açı ile yavruya verilir. Beslenme sonrası yavrunun ağız temizliği ılık suya batırılmış bir pamuk veya gazlı bez ile yapılmalıdır. Yeni doğan her üç saatte bir beslenmelidir. Bir defada aldığı mama miktarı ilk hafta 2-6 cc. , ikinci ve üçüncü haftalarda bu doz biraz daha artarak 10 cc. 'yi bulur. Dördüncü haftadan itibaren ek gıdaya geçmeye başlanabilir.
Annesiz kalmış bebek kedilerin sfinkterleri henüz gelişmediğinden idrar ve dışkıyı kendi başına yapamaz. Normal şartlarda anne kedi, yavrunun perineal bölgesini diliyle yalayarak idrar ve defekasyonu uyarır. Anne kedi olmadığı için ona bakan kişi her beslenme öncesi ve sonrası yavrunun idrar ve dışkılama işlemini yaptırmalıdır. Bu işlem için bir parça pamuk, su ile çok az ıslatılarak yavrunun perineal bölgesine yavaş dokunuşlarla idrar ve defekasyon yaptırılır. Pamuk ile masaj genital organdan anüse doğru olmalıdır (yani genital organdan kuyruk altına doğru). Genital organın dışkı ile kontamine olması sonucu üregenital sistem hastalıkları çok kolay gelişebilir, bu nedenle her idrar ve dışkı yapımından sonra genital bölge eczanelerde ve veteriner kliniklerinde kolayca bulunabilecek asitborik (%3) solüsyonu ile temizlenmelidir.
Size ve küçük dostlarımıza sağlık ve mutluluklar dilerim, iyi günler.
Kedinizin Davranışına Yardımcı Olun
"Kedinizin davranışlarını geliştirmekte birkaç altın kuralı öğrenmeyi ister misiniz?"
Kediler Kuzey Amerika ve Avrupa’da önceleri asosyal hayvanlar olarak tanımlanmış ancak şu anda en popüler hayvanlar olmuşlardır. Buna rağmen köpeklerden farklı olarak etkileşime ve özellikle de sizin sevgi ve ilginize ihtiyaç duyarlar. Evinize yeni bir yavru veya yetişkin kedi alınca öncelikle sadece evin içinde mi tutacaksınız yoksa dışarı çıkmasına da izin verecek misiniz, bunlara karar verin. İkisinin de avantajları ve dezavantajları vardır. Serbest gezinmeleri hastalık kapma olasılıklarını artırır ve daha kısa ömürlü olmalarına neden olabilir çünkü; araba çarpabilir, diğer hayvanların saldırısına uğrayabilirler; pire, kene ve kulak uyuzu gibi iç ve dış parazitlere maruz kalabilirler. Aksine eğer dışarı çıkmak gibi bir maceraya atılmayacaksa, ona fiziksel ve zihinsel egzersizleri yeterince sağlayabilmelisiniz. Bunlar sizinle olan etkileşimi, bedensel aktivite, serbestçe tırmalayabileceği bir alan ve temiz bir tuvalet olmalıdır. Hangi seçimi yaparsanız yapın kedinizin davranışlarını direkt olarak etkileyen birkaç noktaya dikkat ederseniz ev düzeniniz ve kedi sevginiz arasında bir uyum oluşturabilirsiniz.
Oyun Zamanları Kedinizi Mutlu ve Sağlıklı Tutmanıza Yardımcı Olur
Kedinizin ilginç ve uğraştırıcı oyunlar oynayabileceği, bu çeşit içgüdülerini tatmin edebileceği, yüksek aktivite gösterebilme fırsatının olduğundan emin olun. Zıplayan veya uçan oyuncaklar bulun "bu çeşit bir sürü oyuncak mevcut" ki kovalasın, avlasın ve yakalayabilsin. Bazı kediler ışık noktacıklarını kovalamayı severler, bunlar fener, lazer pointer veya aynalarla sağlanabilir. Ayrıca alüminyum folyoyu top haline getirip, uzun bir ipe bağlayıp bunu da belinize veya kemerinize bağlayabilirsiniz. Böylece siz hareket ettikçe kediniz topu yakalamaya çalışırken çok iyi vakit geçirecektir. Yalnız ipi yeterince uzun bırakın ki kediniz yanlışlıkla bacağınızı yakalamasın! Kedinizle "özellikle de sık sık evde tek başına kalıyorsa" en az günde 15 dakika, sizinle etkileşimde olabileceği oyun seansları düzenlemelisiniz.
Serbestçe Tırmalayabileceği Bir Alanı Olsun
Tırmalama içgüdüsü kedilerde doğal olarak bulunur. Bu içgüdü kediler beş haftalıkken başlar. Tırmalamak kimyasal ve davranışsal mesajların dışında diğer kedi ve hayvanlara mesaj bırakmalarına yarar. Her ne kadar onun için tamamıyla normal bir davranış olsa da kilimlerinizi ve mobilyalarınızı tırmalamaya başlaması sizin için büyük bir problem haline gelebilir. Eğer böyle yaparsa, tırmaladığı objeyi kaplayabilir veya kaldırabilirsiniz. Bu işlemleri yapmak her zaman uygun olmayabileceği için en kolay çözüm olarak onun tırmalamaktan hoşlanabileceği bir yer ayarlayın.
● Ticari olarak satın alabileceğiniz bütün tırmalama tahtaları, bütün kediler için çekici olmayabilir.
● Yüzeyleri halatla, mukavva ile kaplanmış, tahta kaplanmış veya tamamı ahşap olan tırmalama tahtalarını bazı kediler tercih edebilirler.
● Bazı kedi sahipleri de kendi tırmalama tahtalarını kendileri yapmayı tercih eder. Yumuşak bir kütüğe veya üç tane kütük birleştirilerek ve altlarına kare bir tahta çakılarak etrafına halat dolanarak böyle bir tırmalama oyuncağı elde edilebilir.
● Tırmalama tahtaları yaparken veya satın alırken dikkat edeceğiniz en önemeli nokta, kediniz arka ayakları üzerinde ayağa kalktığında tırmalama tahtası kedinizin boyundan daha yüksek olmalı ve devrilmemesi için sağlam yapılmalıdır. Tabanı kedinizin sevebileceği bir madde ile kaplanmalıdır.
● Duvara sağlamca tutturabileceğiniz dikdörtgen bir tahtanın etrafını da aynı şekilde kaplayıp tırmala tahtası oluşturabilirsiniz.
● Nasıl bir tahta olursa olsun, kediniz kullandığı sürece tahtanızı değiştirmeyin. Tahtanız ne kadar tırmalanmış ve eskimişse kediniz onu o kadar çok sevecek ve mobilyalarınız yerine onu kullanacaktır.
Kediler de Temiz Tuvalet İster
Kediler zor beğenen hayvanlardır. Bu nedenle ona temiz ve kolay kabul edebileceği bir tuvalet kabı hazırlarsanız evdeki tuvalet sorunu en aza inecektir. Kediler genellikle kokusuz, yumuşak, iyi kumları tercih ederler. Bazı kediler bir tuvalet kabına idrarını, diğerine ise sadece dışkısını yapmayı tercih ederler, buna göre ideal tuvalet sayısı evdeki her kedi için bir tuvalet kabından bir fazlası olmalıdır. Örneğin iki kedili bir evde farklı katlara veya farklı odalara yerleştirilmiş üç tuvalet kabı olması idealdir. Tuvalet kapların ocak veya çamaşır makinesi gibi gürültülü aletlerin yanına koymayın, kediler gürültüyü sevmezler. Kumlarındaki dışkıyı ve eğer topaklanan bir kum kullanıyorsanız idrarı her gün bir kürekle alın. Tuvalet kaplarını eğer topaklanmayan kum kullanıyorsanız haftada bir, topaklanan çeşitlerini kullanıyorsanız ayda bir bulaşık deterjanı ile yıkayın. Kedinizin tuvalet kabını kullanmamasının birçok sebebi olabilir. Eğer böyle bir durumu fark ederseniz uygun bir tedavi için en kısa zamanda Veteriner Hekiminize danışın.
Kedilerin İdrarları İle İşaret Bırakmaları
İdrarını fışkırtarak işaret bırakma alışkanlığı kısırlaştırılmamış dişi ve erkek kedilerde normal bir davranıştır. Hatta bazen kısırlaştırılmış dişi ve erkeklerde de rastlanabilir. Genel olarak yetişkin erkek kedilerin %10’u, dişilerinse %5’i düzenli olarak işaret bırakırlar. Bu çeşit işaret bırakma evde veya sokakta yaşayan kedilerde görülür ve kedilerin ortamlarındaki değişikler (örneğin diğer kedilerin varlığı, eve yeni bir bebek veya hayvanın gelmesi veya evde yalnız kalma süresinin artması gibi) nedeniyle, korku düzeyinin artmasıyla ilişkili olabilir. Aynı zamanda idrar ile işaret bırakma kedinizin kendi korkularıyla baş etme yöntemi de olabilir. Tedavisi mümkündür, Veteriner Hekiminize danışın.
Kedilerde Gebelik Döneminde BeslenmeKedilerde gebelik süresi ortalama 60 gündür. Gebeliğin ilk haftalarında genellikle kilo gelişimi gözlenmez. Üçüncü ve dördüncü haftalardan itibaren bazen geçici kusma ve iştahsızlık görülebilir. Bu durum bir iki haftadan fazla sürmez.
Gebeliğin ikinci kısmında, yani birinci ayından sonra beslenmesine daha çok dikkat edilmelidir. Diyetinde protein ve karbonhidrat miktarı arttırılmalıdır. Yavru maması, süt ve peynirle bunlar temin edilebilir. Artan vitaminin ve minerallerin madde ihtiyacı da (özellikle kalsiyum) ayrıca takviye edilmelidir.
Ancak unutulmamalıdır ki yetersiz ve dengesiz beslenme kedinin ve yavrularının sağlığını ne kadar olumsuz etkilerse, aşırı beslenme sonucu kilo alımı da o kadar olumsuz etkiler. Doğru olanı günlük yiyeceği miktarı üç öğüne bölmektir.
Keneler ve Lyme HastalığıBaharı aratmayan kış mevsimini geride bırakıp ilkbahar mevsimine girdiğimiz şu günlerde hayvanlarımızı ve hayvan sahiplerimizi bekleyen tehlikelerin başında keneler gelmektedir.
Kenelerin taşıdığı önemli hastalıklar arasında Q humması, Kırım - Kongo Kanamalı Ateşi, Lyme hastalığı, Tularemi, TBE sayılabilir.
Bu hastalıklar içinde, sizlerle paylaşmak istediğim insanlar ve hayvanlar arasında bulaşma özelliğine sahip olan Lyme hastalığı, Ixodes cinsi keneler aracılığı ile yayılır. Enfekte olmuş yani etkeni taşıyan kenelerin diğer bir hayvandan kan emişi sırasında bulaştırması ile taşınır. Kenelerin köpeğin üzerinde kalma süresinin uzunluğu hastalık etkeninin bulaşma riskini aynı oranda artırır. Hastalığı oluşturan etken Borrelia burgdorferi türü bir bakteridir (sipiroket).
Özellikle ateş ve eklemlerde ağrı şikâyeti ile başlayan hastalık tüm eklemlerde görülen yangılanma ile kendini belli eder. Hastalık vücudun birçok sisteminde etkin olmaktadır. Bu nedenle iştahsızlık, bitkinlik, kilo kaybı, depresyon ve lenfadenopati (lenf bezlerinde şişme) de görülebilen belirtiler arasındadır. Bunun yanında, merkezi sinir sisteminde, kalpte rahatsızlıklar ve uzun sürmesi halinde damar hastalıklarına sebep olur. Kalp ve böbreklerde kalıcı hasarlar yaratabilir. Hastalığa yakalan kedi dişi ve hamile ise bakteri anneden yavrulara geçer.
Hastalığın en bariz belirtisi halsizlik, topallama ve ani iştah kaybıdır. Hastalığa yakalan köpeğin gözlerinde de hastalık kendini belli eder ve gözde lezyonlar görülmeye başlar. Ne yazık ki hastalık kolaylıkla teşhis olamamakta ve teşhis çoğu kez köpeğinizde hastalığın kalıcı hasarları ortaya çıktığında tespit olunabilmektedir.
Özellikle bahar ve yaz aylarında hayvanınızda benzer bulgular görürseniz vakit geçirmeden veteriner hekiminizle görüşünüz.
Hastalıktan korunmak için hayvanınız dışarı çıktığında özellikle uzun otlu alanlarda dolaştığında kontrol etmelisiniz, onu her dışarı çıkışından sonra fırçalamalısınız. Eğer derisine kene yapışmışsa dikkatlice cımbızla arkasından sağlamca tutarak ve yavaşça kenenin ağız kısmını dışarı çıkartarak uzaklaştırmalısınız.
Kenenin vücudu sıkılmamalı veya patlatılmamalıdır, çünkü vücut sıvıları enfeksiyon etkenlerini içerebilir.
Kene uzaklaştırıldıktan sonra ısırma bölgesi dezenfekte edilmeli ve eller sabunla iyice yıkanmalıdır.
Kenelerin uzaklaştırılmasında gazyağı, benzin gibi kimyasallar sürmek veya kibrit gibi ısı uygulama keneyi irrite ederek doğal salgılarını artırabilir ve hastalık etkenleri aktarma riskini artırabilir, bu tarz uygulamalardan kaçınılmalıdır.
Veteriner hekiminizin önerdiği kene ilaçlamalarını ihmal etmeden uygulamalı, bahçenizi önerilen kene mücadelesi ilacı ile temizlemelisiniz.
Veteriner hekiminizin uygulayacağı dış parazit damlalarının pireleri 2 ay keneleri ise 1 ay süre ile vücuttan uzak tuttuğunu unutmadan özellikle bahar ve yaz aylarında bu damlaların 1 ay ara ile yapılmasını isteyiniz.
Veteriner hekiminizden Lyme Vax aşısı hakkında bilgi alınız.
Lyme Vax köpeklerin Lyme hastalığı için uzun yıllar güvenlik ve etkinlik testleri yapılarak geliştirilmiş tek aşıdır. 2–3 hafta ara ile yapılan (2 uygulamalı) ilk aşılamayı takiben köpekler senede bir defa aşılanırlar.
Birçok bilinçli hayvan sahibince tehlikesi iyi bilinen kenelerin, pek de çok bilinmeyen bir başka tehlikesini, hastalığın ülkemizde de görüldüğünü, insanlar ve hayvanlar arasında bulaşma riski bulunduğunu hatırlatarak tüm hayvan dostlarını uyarmak isterim.
Kedi ve Köpeklerde Tüy Dökülmesi
Çok sevdiğiniz minik dostunuzun aşırı tüy dökmesi canınızı sıkmasın. Çözümü çoğu zaman çok basit olan bu problemi veteriner hekiminizle birlikte kolayca aşabilirsiniz. "Onu çok seviyorum ama tüy dökülmesine dayanamıyorum."
Bu yazıda çok sevdiğimiz ve beraber yaşadığımız minik dostlarımız olan kedi ve köpeklerin tüy dökme problemlerinin nedenlerini paylaşmak istiyorum. Ne kadar düşkün olursak olalım, kedi ya da köpeğimizin zaman zaman aşırı tüy dökmesi problem yaratır. Ve her tarafı tüy kapladığı zaman onlara olan sevgimize rağmen ‘yeter artık’ diye düşünebiliriz. Bu yüzden maalesef bazen ayrılık bile gündeme gelir. Sevimli dostlarımız ya sokağa atılır ya da başka bir yere bırakılır. Bunlar olmasa bile karşılıklı şikâyetlerle mutsuz bir hayat sürdürülür evde. Oysa çözüm çoğu zaman çok basittir, yeter ki sorunun kaynağına inelim. Bu arada hemen belirtmeliyim, hayvanlarda az oranlarda tüy dökülmesi normaldir. Yani her tüy dökülmesi sorun olarak algılanmamalıdır. Bunu belirttikten sonra gelelim aşırı tüy dökülmesinin nedenlerine. Bunun başlıca iki nedeni vardır:
Fizyolojik nedenler
İlki ‘fizyolojik nedenler’dir. Doğal nedenlerden kaynaklanan bu çeşit tüy dökülmeleri engellenemeyen ve kabul edilebilir tüy dökülmeleridir.
Mevsime bağlı olarak gerçekleşebilir. Bahar ayları kedi ve köpeklerin tüy değiştirme zamanlarıdır ve doğal bir olaydır.
Diğer fizyolojik neden büyümedir. Anne karnından tüylü olarak doğan yavrular gelişmeleri sırasında tüylerini de değiştirirler. Bazen renkte de değişme yaşanabilir. Bu çeşit dökülme daha az dikkat çeker ve bireyler arasında farklılık gösterir.
Son olarak stres yaşanmasının da tüy dökülmesine neden olduğunu söylemeliyim. Tıpkı bizler gibi minik dostlarımız da yolculuk, ani korkular, tıbbi müdahaleler gibi nedenlerle stres yaşarlar ve bunun sonunda tüy dökebilirler.
Patolojik nedenler
İkinci olarak ise ‘patolojik nedenler’i gösterebiliriz. Bunlar veteriner hekimle hayvan sahibinin beraberce müdahale etmesi gereken ve gerçekten ciddiye alınması gereken konudur.
Veteriner dermatolojinin alanına giren bu nedenleri kısaca saymak gerekirse;
* Dış ve iç parazitler; Pire, kene ve bitlerin neden olduğu irritasyonlar ve allerjiler.
İç parazitler olan nemetot ve sestotların (mide, bağırsak kurtları ve şeritler) sistemik etkileri. Uyuz etkenleri, özellikle köpekler için.
* Bulaşıcı viral hastalıklar, sistemik etkilerinin yanı sıra ciddi tüy dökülmesine de neden olurlar. Köpeklerin gençlik hastalığı, kedilerin FIP’i gibi.
* Mikrobik enfeksiyonlar, genel bir hastalık oluşturmalarının yanı sıra sadece deride de bakteriyel enfeksiyonlar oluşturabilirler.
* Mantar enfeksiyonları; Sık karşılaşılan dermatolojik problemlerdendir. Sadece deride olabileceği gibi sistemik de olabilirler. Deride yuvarlak temiz açılmalar yapan formlarının yanı sıra teşhisi zor, tedavisi güç ve uzun süren çeşitleri de bulunmaktadır.
* Otomimun (bağışıklık sistemi) hastalıklar bireye özgüdür,
* Hormonal hastalıklar.
* Yeterli gıda alamama.
* Gıda alerjileri; En sık rastlanan tüy dökümü nedenlerindendir. Hayvanların da insanlar gibi dönemsel beslenme rejimleri olduğu çoğu zaman sahiplerinin gözünden kaçmaktadır. Oysa yavruluk, erişkinlik, dişiler için gebelik ve sonrası, yaşlılık, obezite vb. gibi dönemler için ayrı diyetler uygulanmalıdır. Yıllarca ciğer, tavuk ve balıkla beslenen hayvanlarda alerjik dermatitisten siroza kadar giden bir hastalık tablosu oluşabilmektedir. Ev beslenmesi dediğimiz, hayvan sahibinin yaptığı yemekler verilecekse mutlaka veteriner hekimin önerileri uygulanmalıdır.
Hazır mamalarda ise sorun yetersiz ve yanlış beslenmeden kaynaklanmaktadır. Ucuz olma iddiasıyla açık olarak satılan bu mamalar yetersiz ve kalitesiz protein kaynakları, düşük tuarin miktarı vb. nedenlerle gıda alerjilerine neden olabilmektedir. Hekim tavsiyesiyle yapılan mama seçimi ileride oluşabilecek maliyeti yüksek ve kronik hastalıkları engelleyecektir.
* Deri kanseri; Daha çok yaşlı ve beyaz tüylü hayvanlarda görülmektedir.
* Genetik idiopati; Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte ırk özelliği olabileceği gibi aynı ırk içindeki ailelerde de farklı olabilmektedir.
* Pisikojenik nedenler; Kediniz ya da köpeğiniz süreli kendini yalıyor, ısırarak kaşınıyor, kuyruğunu kovalıyor, sahibinden gizleniyor, saldırganlaşıyor, tırnaklarını kemiriyor, tuvalet alışkanlığını sebepsiz yere değiştiriyorsa psikolojik bir problemi var demektir.
Düzenli ve huzurlu yaşam
Kediler ve köpekler düzenli yaşamayı seven hassas canlılardır, sahiplerinin fark edemediği pek çok değişiklik onları derinden etkiler. Eve yeni birinin gelişi ya da gidişi gibi bariz değişiklerden tutun, sahibinin parfüm değişikliğine kadar pek çok şeyden etkilenirler.
Türkiye’de yeni yeni gelişen veteriner psikoloji, gelişmekte olan tanı ve tedavi metotları, kullanıma giren yeni ilaçlar bu alandaki başarıyı artırmaktadır.
Toparlamak gerekirse pek çok nedenden kaynaklanan tüy dökülmesinin önlenebilmesi için sorunun kaynağına inilmesi gerekir.
Hamilelik ve Toksoplazma
Hepimizin evlerinde bizlerle yaşayan ve her zaman koşulsuz yanımızda olan bu küçük canavarlar bazen hiç ummadığımız anlarda aklımızda soru işaretleri bırakabiliyorlar. Toksoplazma bir parazittir. İnsanlar çok eskilerden beri bu parazitin yalnızca hayvanlardan geçtiğini düşünmekte ve bu sebeple hayvanlarla temastan kaçınmaktadırlar. Toxoplasma hangi yollarla bulaşır.
1 - İyi yıkanmamış sebze ve meyvelerle (marul, ıspanak vb.)
2 - Çiğ veya az pişmiş etlerle (özellikle çiğ köfte)
3 - Aşılanmamış hayvanların dışkıları ile temas halinde
Görüldüğü gibi sadece hayvan teması ile değil, hatta daha yüksek oranda gündelik yaşamda sürekli tükettiğimiz gıda maddeleri ile bu paraziti alma riskimizin çok daha fazla olduğunu söyleyebiliriz.
Peki, bu parazitten korunmak için neler yapılmalı?
Gebeliğin ilk aylarında yapılan ‘toxoplasma testleri’ sonucunda vücudunuz bu parazitle önceden hiç karşılaşmamışsa bazı önlemleri almanız gerekmektedir:
Ellerinizi öğün önceleri düzgün şekilde yıkayın.
Sebze ve meyveleri de tüketmeden önce uzun süreli yıkayın.
Evinizde kedi veya köpek besliyorsanız aşılarını ihmal etmeyin, onlara çiğ et yedirmeyin ve onları sevdikten sonra ellerinizi mutlaka iyice yıkayın, elinizi ağzınıza sürmeyin.
Çiğ veya iyi pişmemiş et ve et ürünlerinden kaçının. (sucuk, salam, sosis, çiğ köfte vb)
Ellerinizi, bahçe işiniz bittikten sonra ve yemekten önce sabunla iyice yıkayın.
Kedinizi kuru mama ve kutu yiyeceklerle besleyin.
Kedinizin evden dışarı çıkmasına izin vermeyin.
Kedinizin tuvalet kutusunun düzenli olarak temiz kalmasına dikkat edin. Kum temizleme işini mümkünse evdeki başka bir kimseye devredin, eğer böyle bir şansınız yok ise tuvalet kabını mutlaka eldiven kullanarak temizleyin.
Hamilelikte olan laboratuar incelemelerinde toxoplasmoz testlerinin en geç her 8-12 haftada bir kontrol edilmesi, yeni bir enfeksiyon kapılması olasılığı erken teşhis ve tedavisi açısından önemlidir. (Örneğin hamileliğin 20. haftasında)
Kedinizin veya köpeğinizin kist iğnelerini aksatmadan düzenli olarak yapıyorsanız, onların tüylerinin sizin saçınızdan bir farkı olmadığını göreceksiniz. Yapılan araştırmalarda hamilelik döneminde ve sonrasında evdeki hayvanınızın çocuğunuzun ruhsal ve fiziksel sağlığı açısından çok çok önemli olduğunu, toksoplazmanın sadece hayvanlardan değil daha da önemli ve büyük oranda dışarıda yenilen iyi yıkanmış sebze, meyvelerden ve az pişmiş etlerden geçtiğini lütfen unutmayın.
Eğer hala kafanızda küçük de olsa bir soru işareti kaldıysa; bir defaya mahsus olmak üzere evdeki petinize 15 gün arayla yaptıracağınız iki adet kist iğnesi ile petiniz de var olan ana ve yumurta toksoplazma etkenlerini dökmesini sağlayarak bu sorunu da ortadan kaldırmanız mümkün olacaktır.
Yukarıdaki önlemleri dikkate aldığınız sürece evinizden kedinizi ya da köpeğinizi uzaklaştırmanıza gerek kalmayacaktır.
Köpeğinizin Davranışıyla Gurur Duyun
"İyi iletişim, iyi ilişkiler yaratır."
İnsanlar arasında olduğu gibi köpekler ve sahipleri arasındaki ilişkinin temeli iyi iletişimdir. Köpekler aralarında vücut işaretleri yoluyla iletişim kurarlar. İnsanlarla iletişim kurmada da doğaları gereği aynı metodu kullanırlar. Bir köpek sahibi olarak bu işaretleri yorumlamayı öğrenmelisiniz. Böylece isteklerinizi ona söylemek istediklerinizi uygun şekilde öğretebilir, onun yemek dışarı çıkmak oynamak ya da ilgi ve sevgi gibi istek ve ihtiyaçlarını anlayabilirsiniz.
İyi davranış ödüllendirilmelidir.
Ebeveynler sıklıkla çocukları iyi bir davranışta bulunduğunda onları övmeyi unutur, fakat yapmamaları gereken bir şeyi yaptıklarında, bunu yapmamalarını söylemeyi asla unutmazlar. Bizler evcil hayvanlarımıza da aynı şekilde davranırız. Uslu olduklarında ve iyi davranışta bulunduklarında bunu fark etmez, uygunsuz davrandıklarında dikkat ederiz. En iyisi bunun tam tersini yapmak yani istenilen davranışı yaptığında övmek ve ödüllendirilmek, kötü bir şey yaptığında ise hiç ilgilenmemektir.
Sosyal hünerler sadece insanlar için değildir.
Köpeğinize verebileceğiniz en önemli derslerden biri, sizinle ya da diğer insanlarla iletişime geçmeden önce oturmasını öğretmektir. Yavru ya da erişkin köpeğinize kolaylıkla oturmayı öğretebilirsiniz. Köpekler dersler yeterince sık olarak tekrar edildiği ve öğretim süresi kısa ve eğlenceli olduğu sürece her yaşta öğrenebilir.
Adım 1
● Başlarken küçük bir parça peynir gibi özel bir ödül alın ve onu elinizin iki parmağı arasında tutun
● Bu elinizi kapalı olarak köpeğinizin burnuna götürün.
Adım 2
● Elinizi burnunun üstüne kaldırın ve hemen kafasının üzerinden geriye götürün. Köpeğinizin kafası ödülü takip etmek için hareket edecektir.
● Sonunda köpeğiniz oturacaktır çünkü böylesi daha rahat olacaktır.
Adım 3
● Oturduğu anda "OTUR" deyip ödülünü verin.
● Köpek daima yaptığı şeyle sizin aynı anda ne yaptığınızı birleştirecektir. (Otururken sizin söylediğiniz otur kelimesini ve ardından ödülün verildiğini.)
İstenmeyen davranışlarda ilgilenilmemelidir.
Köpeklerde insanlar gibi sosyal hayvanlar olduklarından diğer bireylerle iletişime ihtiyaç duyarlar. Bu sebeple köpeğinize olan ilginizi kesmek çok etkili bir pasif cezalandırmadır. Örneğin köpeğiniz üzerinize atlıyorsa kollarınızı göğsünüzde kavuşturun kafanızı diğer yana çevirin ve atlamayı kesene kadar kesinlikle sessiz kalın. Onu üzerinizden itmeye, konuşmaya yada ona bakmaya kalkışmayın. Köpeğiniz onunla ilgilenirken ve oynarken dahi yaptığınız bu hareketleri yorumlayacaktır. Köpeğiniz nihayet oturduğunda onu bölünmemiş bir ilgiyle ödüllendirin. Geçmişte köpeğinizin sizin ilginizi çekmek için yaptığı havlama yada üzerinize sıçramasına izin vermişseniz ve bu gibi davranışları sonrasında önlemeye çalışmışsanız köpeğinizin ilginizi çekmek için çabasını arttırdığını fark etmiş olmanız gerek. İnsanlarda bu davranışa benzer olarak; kapıları açılmayan bir asansörün düğmesine basan kişiyi örnek alabiliriz. Kişi bu eylemi bırakıp merdivenlere yürümeden önce düğmeye defalarca basacaktır. Köpeğinizin davranışlarını tamamen değiştirmek için ilginizi kesip tüm hareketlerine ondan fazla dayanmalısınız.
...ya da yaparken durdurulmalıdır.
Köpekler göz temasına tepki verirler. Köpeğinizi ismiyle çağırın. Size baktığı an ona özel bir ödül verin. Bu egzersizi herhangi bir zamanda yaparak size dikkatini vermesinin zahmetine değer olduğunu ona öğretin. Aslında köpeğinizi ismiyle çağırmanız istenmeyen hareketini durdurmada ve elimine etmede etkili bir yoldur. Alışık olmadığı tonda seslenmek de durdurmanın diğer bir yoludur. Köpeğinizin ilgisini çektikten sonra ona gelmesini ya da oturmasını talep edebilirsiniz.
Oyun da eğitim ister!
Yavru ve erişkin köpekler, oyun ve egzersize, diğer insan ve köpeklerle iletişime ihtiyaç duyarlar. Onlara sadece oyuncaklarla oynamaları gerektiği, insanların elleri ayakları yada diğer vücut kısımlarının oyuncak olmadığı öğretilmelidir. Köpeğiniz isteyerek yada kazayla el yada ayağınızı kaparsa bu gibi davranışlar ilginin kesilmesi yada yüksek olarak "ahhh" sesi çıkarılarak durdurulmalıdır. Bu davranışı bıraktığı anda büyük bir oyuncak verilmeli ve oyuna devam edilmelidir.
Ölüm Nedeniyle Kayıp!
"Evcil hayvan sahibi olmanın getirdiği en büyük zorluklardan biri de yıllarca birlikte birçok güzel anıyı paylaştığınız küçük dostunuzun kaybını kabullenmektir."
Dostunuzun yokluğunu kabullenmek
Sevgili dostunuzun kaybı çok üzücü olabilir. Evcil hayvanlarımız sadece ailemizin bir üyesi olmayıp vefakâr arkadaşlarımız, çocuklarımızın oyun arkadaşları, yaşlı ve sakatların güvenilir sevgi dolu refakatçileridir. Onlar günlük yaşantımızı renklendirirler ve onların kaybı bizde çok derin yokluk hissi yaratır.
Evcil hayvanlarımızın ölümüyle sonuçlanabilecek birçok neden vardır:
● Hastalığın son safhası
● İleri yaş ya da ihtiyarlık
● Ölümcül kaza ya da beklenmeyen bir olay
● Davranış problemleri
● Bakım açısından ağır yük getiren uzun süreli ve / veya kronik hastalıklar.
Bu faktörlerin çoğu sizi ötenaziyi düşünmenin derin kederine sokabilir. Bir sahip olarak evcil hayvanınızın sağlık ve refahından sorumluluk duyarsınız. Onun yaşam kalitesi bozulduğunda, insani bir şeyler yapmak ve dostunuzun gereksiz acısını sona erdirmek belki de vereceğiniz en zor kararlardan biri olacaktır. Bu neden acınızın dostunuzun gerçekten ölümünden önce başladığını açıklar.
Dostunuzun yaşam kalitesini belirlemede göz önüne alacağınız noktalar:
● Yürüdüğünde ya da hareket ettiğinde ağrı yada şiddetli rahatsızlık.
● Şiddetli iştah kaybı.
● Yeme yada içmeyi takiben kusma ve / veya ishal
● Nefes almada güçlük.
● İdrar / dışkı kaçırma yada bunları yaparken diğer ciddi problemler.
● Görme ve duyma kapasitesi
● Tepkisiz, kontrol edilemez yada tehlikeli davranışlar.
Destek Almak
Veteriner Hekiminizle konuşun. Size dostunuzun sağlığı ve ıstırabının düzeyi hakkında tam bir fikir verecek, ayrıca size de seçeneklerinizi değerlendirmenizde yardım edecektir. Ayrıca aileniz ve arkadaşlarınızla da düşünceleriniz hakkında konuşabilirsiniz. Böylece bu zor süreç boyunca onların desteğini alabilirsiniz.
Erişkinlerin Acısı
Evcil hayvanınız gibi bir arkadaşın kaybı daima çok acıdır. Bu tür kayıplarla karşılaşmak hiç kolay değildir. Durumu kabullenene kadar inkar, öfke, suçluluk duyguları yada depresyon hissedilebilir. Bu reaksiyonlar tamamen doğaldır ve ifade edilmelidir. Herkesin yaşantısında kederli günleri olacaktır. Bütün bu duyguları değişen yoğunlukta ve sürede deneyimlemiş olabilirsiniz. Önceden tecrübe ettiğimiz bu duyguların varlığını kabul etmek, yas tutma surecinde önemli bir adımdır. Öyle ki bu duyguların kabulü sizin neden sizi sevenlerden geri çekilmiş olabileceğinizi, onları azarladığınızı anlamanıza yardımcı olacaktır. Şunu bilmelisiniz ki teselli bulma ihtiyacı tamamen doğaldır. Bu sadece duygularınızla başa çıkmanız ve hayatınızı artık dostunuz olmadan düzenlemenize yardımcı olmakla kalmayacak, gelecekte çevrenizdeki benzer kayıpları olabilecek insanlara da destek olmanıza olanak sağlayacaktır.
Çocukların Acısı
Açık olun. Çocukların sezgileri kuvvetlidir ve bir şeyler ters gidiyorsa bilirler. Bu acı dolu tecrübeden korumak istediğinizden dolayı onları bu konunun dışında tutmanın daha mantıklı olabileceğini düşünebilirsiniz. Karar verdiğinizde olacaklar hakkında açıkça konuşun. Onların anlayacağı şekilde basit cümleler kurun ve bildikleri terimleri kullanın. Bu onların dürüstlüğünüz karşısında saygısını kazanmanızla beraber duruma alışmalarını da sağlayacaktır.
Euphemizm'den kaçının. Mesela "öldü" demek yerine "uykuya daldı" gibi. Küçük çocuklar bu gibi cümleleri karıştırabilirler ve bazı çocuklar gerçekten uyumaya giderken korkup huzursuz olabilirler. Çocuklar küçük dostlarının ölümüyle ilgili özgür konuşmaya teşvik edin ve hüzünlerini ifade etmek için fırsat verin. Duygularınızın birazını paylaşın ve eğer yapacaksanız onları dostunuzun cenaze hazırlıklarına dahil edin. Bu onları kaygılarından kurtaracak ve kendilerince hoşça kal deme şansı verecektir.
Dostunuzun ölümüyle ilgili hiç kimsenin suçlu olmadığını çocuklarınızın anlamasını sağlayın. Çocuklarınızın yaş grubuna uygun cevaplar ve örnekler kullanarak doğrudan yaklaşım yas süresince onlara yardım edecek ve gereksiz suçluluk hissetmeden dostunuzun ölümünü kabullenmelerini sağlayacaktır.
Alışma Süreci
Şu anda inanmasak bile eski bir deyiş olan "Zaman her şeyin ilacıdır!" sevgili dostumuzun ölümüyle yüz yüze geldiğimizde önem kazanır. Yokluğunu kabullenir, kendinizi duygu ve keder karmaşasında bulursunuz. Keder, acı ve suçlulukla başa çıkabilmek kişiden kişiye değişir. Yardım arayın. Internet'te çok sayıda acil hat, sohbet odası, mesaj panosu ve destek grubu vardır. Ayrıca bu tür kayıplarla ilgili hissettiklerinizi daha iyi anlamak için kitaplardan da yardım alabilirsiniz. Eğer ihtiyacınız varsa kişisel ve profesyonel yardım edecek kişilere başvurmada tereddüt etmeyin. Veteriner hekiminizle, samimi arkadaşlarınızla yada terapistinizle konuşun. Zamanla acı azalacak ve yerini sadık dostunuzun güzel anılarına bırakacaktır.
Veteriner Hekim Kimdir ?
"Evcil Hayvanınızın sağlıklı ve uzun bir yaşam sürdürmesini sağlayan veteriner hekiminizi tanıyor musunuz ?"
Veteriner Hekim Kimdir?
Yaşadığımız dünya bizimle beraber pek çok canlı türüne ev sahipliği yapmaktadır. Bu canlılar içerisinde insan türü hariç tüm hayvan türlerinin (ev hayvanları, çiftlik hayvanları, vahşi hayvanlar) sağlık ve refahı yolunda tıbbi bilgi ve yasal yetki ile donatılmış kişi Veteriner Hekim’dir. Ayrıca hayvanlardan insan türüne geçebilecek tüm hastalıkların önlenmesi, hayvansal gıdaların kontrolü gibi yetki ve sorumluluklar da veteriner hekimlerin görevlerindendir.
Veteriner Hekimliği Eğitimi
Veteriner fakültesindeki 5 yıllık eğitimleri süresin de teorik derslerini, laboratuar uygulamalarını, klinik pratiklerini ve intern dönemlerini başarıyla tamamlayan öğrenciler sonunda “Yüksek Lisans” düzeyinde bir “Veteriner Hekimlik” diploması ile mezun olurlar. Mezunlar 4 yıllık lisans programlarından farklı olarak direkt Doktora (PhD.) eğitimlerine başlayabilecekleri gibi ikinci bir yüksek lisans (MSc.) eğitimine de başvurabilirler. Fakülte eğitimi sonrasında da veteriner hekimler bilimsel dergileri, profesyonel eğitim seminerlerini takip ederek mesleki gelişimlerini devam ettirirler.
Evcil Hayvan Hekimliği
Kısaca tanımlamak gerekirse, ticari amaç güdülmeden sevilen, beslenen ve bakılan hayvan türlerine (kedi, köpek, kafes kuşları, vs.) genel olarak evcil hayvan (ev hayvanı) adı verilmektedir. Son yıllarda egzotik türlere ilginin artmasıyla bu tanımın içine papağanlar, sürüngenler, kemirgenler gibi türlerde girmeye başlamıştır.
Evinizde beslediğiniz küçük dostunuz ile ilgili tüm sağlık durumları hakkında görüş ileri sürebilecek ve önerilerde bulunup, uygulayacak kişi veteriner hekiminizdir.
Veteriner Hekiminiz size evcil hayvanınız için en doğru beslenme tarzını, bakım koşullarını, diğer hayvanlar ve aile üyeleri ile ilişkilerinin nasıl olması gerektiğini, sizi ve onu koruyucu uygulamaların neler olduğunu ve nasıl uygulanacağını söyleyecek olan kişidir.
Günümüzde veteriner hekimliği geniş uygulama sahası ile beşeri tıbba paralel olarak gelişmektedir. Teknolojinin en son imkânları (örneğin, ultrasound görüntüleme, endoskopi, hasta monitörizasyonu, etkili ve güvenli anestezi sistemleri ile yaşlı hastaların ameliyat edilebilmeleri) veteriner hekimler tarafından uygulanmaktadır.
Doğumundan ölümüne kadar evcil hayvanınız için veteriner hekiminiz birçok rolü kendi üzerinde toplar. O, evcil hayvanınızın pediatristi, jinekoloğu, diş hekimi, dermatolojisti, iç hastalıklar uzmanı, cerrahı, radyolojisti, anesteziyolojisti, göz hekimi, diyetisyeni, geriatristi ve çok daha fazlası olacaktır. Veteriner hekimler, veteriner tıbbın tüm bu alanlarında bilgi sahibidirler.
Uzman Veteriner Hekimler
Bazı veteriner hekimler bilgi ve uzmanlıklarını bu alanların bir veya birkaçında (örneğin, iç hastalıları, cerrahi, jinekoloji) artırmışlardır. Bunun için ilave eğitim, kurslar almışlar ve sonucunda sertifikalar, diplomalar, akademik unvanlar elde etmişlerdir.
Evcil hayvan klinisyenliği yapan veteriner hekimler, bulundukları ilin veteriner hekimler odasına kayıtlı olarak ve tarım bakanlığından almış oldukları muayenehane, poliklinik veya hastane ruhsatları altında açmış oldukları yönetmeliklere ve kanunlara uygun yerlerde mesleklerini icra ederler.
Mesleki etik değerlerine bağlı, çağdaş bilgi ve birikimleri ışığında çalışan veteriner hekimler, emeklerinin karşılığını alabilmek, mesleğini daha iyi uygulayabilmek ve kendini geliştirip yenileyebilmek için üyesi oldukları veteriner hekimler odasının belirlediği asgari ücret tarifelerinden aşağı olmamak kaydıyla hizmetlerinin bedeli olan ücretleri talep ederler.
Küçük dostlarımızın, sorunlarını ve sıkıntılarını anlatacak bir dillerinin olmaması veteriner hekimliğin en zor yönlerinden birisi olsa da modern tıbbın bütün ileri teknikleri veteriner hekimler tarafından kullanılarak, dostlarımızın daha kaliteli ve daha uzun yaşamalarının sağlandığı unutulmamalıdır.
Vet. Hekiminizi Nasıl Seçmelisiniz?
"Evcil Hayvanınızın sağlıklı ve uzun bir yaşam sürdürmesini sağlayan veteriner hekiminizi nasıl seçmeniz gerektiğini biliyor musunuz ?"
Eğer bir evcil hayvanınız varsa ve onu çok seviyorsanız veteriner hekiminiz sizin için çok önemlidir. Veteriner hekiminiz, küçük dostunuzun daha mutlu, daha sağlıklı, daha uzun bir ömür geçirebilmesi için sizin en önemli yol göstericiniz ve sorun çözücünüz olacaktır. Veteriner hekimin seçimi uzun süreli bir birlikteliğin başlangıcıdır. Veteriner hekiminize evcil hayvanınızın basit sorunları, beslenmesi, genel sağlık problemleri, aşılamaları, acil durum müdahaleleri, cerrahi operasyonları gibi birçok durumda yıllarca başvuracaksınız. Bu nedenle veteriner hekiminizin seçimi tıpkı aile hekiminizin seçimi gibi çok dikkatle yapılması gereken bir iştir.
Veteriner hekimin seçiminde akılda tutulması gereken birçok etken vardır. Veteriner hekimin kliniğinin yeri, sunduğu hizmetler, çalışma saatlerinin size uygunluğu, acil durumlarda ulaşılabilirliği, sizin ve evcil hayvanınız ile ilişkisi gibi konular dikkatle değerlendirilmelidir. Veteriner hekiminizle bir ekip halinde çalışabilmeniz küçük dostunuzun kaliteli bir yaşam sürmesinin garantisidir. Küçük dostunuza karşı tutkunuzu sizinle aynı seviyede paylaşabileceğine emin olacağınız ve bütünüyle güvendiğiniz veteriner hekimi bulmalısınız.
" Bir veteriner hekime ihtiyacınız olmadan önce bir veteriner hekim bulun!”
Aşağıdaki maddeler size araştırmanızda ve doğru seçim yapmanızda yardımcı olacaktır:
1. Güvendiğiniz başka bir evcil hayvan sahibinin veteriner hekim tavsiye etmesini isteyin. Size bu hekimi özellikle niçin tavsiye ettiğini mutlaka sorun. Bir başka yere taşınıyorsanız bir önceki hekiminizden size birini tavsiye etmesini isteyebilirsiniz.
2. Bir veteriner kliniği size tavsiye edildiğinde, çalışan veteriner hekimler ve diğer personel ile tanışmak amacıyla randevu alın. Kliniğe ilk girdiğinizden itibaren genel temizliği, rahat ve profesyonel bir atmosferin olup olmadığı, personelin size karşı tutumu gibi noktaları dikkatle inceleyin.
3. Personelin sorularınıza sıkılmadan rahatlıkla cevap verip vermediklerine dikkat edin. Kliniğin verdiği hizmetler hakkında mümkün olduğunca fazla bilgi edinmeye çalışın ve kliniğin size gezdirilerek tanıtılmasını isteyin. Kliniğin mevcut teknik donanımı ve personelin bu konudaki eğitimleri konusunda bilgi alın.
4. Veteriner hekimin profesyonel organizasyonlara üye olup olmadığını öğrenin. Sorumlu hekimin ve kliniğin ilgili yasal düzenlemelere uygunluğuna özellikle dikkat edin.
5. Rahatlıkla soru sormaktan çekinmeyin. Alacağınız cevaplar doğru seçimi yapmakta size anahtar olacaktır.
6. Eğer bünyesinde yatar hasta ünitesi varsa bu bölümleri ziyaret etmek isteyin. Bu bölümler hiçbir istisna olmadan kokusuz, temiz, ılık, kuru ve her zaman için çok rahat olmalıdır. Pansiyon ve yatar hasta bölümleri mutlak surette ayrı olmalıdır.
7. Birden çok veteriner hekimin olduğu kliniklerde, istediğiniz hekime randevu alıp alamayacağınızı sorun. Hep aynı hekimle görüşmeniz, veteriner hekim ile sizin ve evcil hayvanınız arasında daha sağlam ve sağlıklı bir ilişki kurulmasını sağlar.
8. Bu ilk kişisel tanışma randevunuzu takiben evcil hayvanınızla birlikte ikinci bir tanışma randevusuna gidin. Veteriner hekimin ve yardımcı personelin sizinle ve evcil hayvanınızla ilgilenmelerini dikkatlice gözlemleyin. Veteriner hekiminizi seçerken içgüdülerinize ve hislerinize mutlaka güvenin. Veteriner hekiminizin yanında kendinizi çok rahat hissetmeli ve ona tam olarak güvenmelisiniz. Bir veteriner hekimin, çok iyi medikal eğitim gördüğünden ve bilgi sahibi olduğundan emin olmak önemlidir fakat hayvanlarla dostluğu, onlara duyduğu özen ve şefkat de en az medikal bilgisi kadar önemlidir. Kliniğin yeri, onu seçmenizde mutlaka önemli olan bir etkendir. Ama unutmayın bazen alacağınız bakımın kalitesi birazcık ekstra yol kat etmeye değebilir.
Veteriner Hekiminizi Nasıl Seçmelisiniz?
"Evcil Hayvanınızın sağlıklı ve uzun bir yaşam sürdürmesini sağlayan veteriner hekiminizi nasıl seçmeniz gerektiğini biliyor musunuz ?"
Eğer bir evcil hayvanınız varsa ve onu çok seviyorsanız veteriner hekiminiz sizin için çok önemlidir. Veteriner hekiminiz, küçük dostunuzun daha mutlu, daha sağlıklı, daha uzun bir ömür geçirebilmesi için sizin en önemli yol göstericiniz ve sorun çözücünüz olacaktır. Veteriner hekimin seçimi uzun süreli bir birlikteliğin başlangıcıdır. Veteriner hekiminize evcil hayvanınızın basit sorunları, beslenmesi, genel sağlık problemleri, aşılamaları, acil durum müdahaleleri, cerrahi operasyonları gibi birçok durumda yıllarca başvuracaksınız. Bu nedenle veteriner hekiminizin seçimi tıpkı aile hekiminizin seçimi gibi çok dikkatle yapılması gereken bir iştir.
Veteriner hekimin seçiminde akılda tutulması gereken birçok etken vardır. Veteriner hekimin kliniğinin yeri, sunduğu hizmetler, çalışma saatlerinin size uygunluğu, acil durumlarda ulaşılabilirliği, sizin ve evcil hayvanınız ile ilişkisi gibi konular dikkatle değerlendirilmelidir. Veteriner hekiminizle bir ekip halinde çalışabilmeniz küçük dostunuzun kaliteli bir yaşam sürmesinin garantisidir. Küçük dostunuza karşı tutkunuzu sizinle aynı seviyede paylaşabileceğine emin olacağınız ve bütünüyle güvendiğiniz veteriner hekimi bulmalısınız.
" Bir veteriner hekime ihtiyacınız olmadan önce bir veteriner hekim bulun!”
Aşağıdaki maddeler size araştırmanızda ve doğru seçim yapmanızda yardımcı olacaktır:
1. Güvendiğiniz başka bir evcil hayvan sahibinin veteriner hekim tavsiye etmesini isteyin. Size bu hekimi özellikle niçin tavsiye ettiğini mutlaka sorun. Bir başka yere taşınıyorsanız bir önceki hekiminizden size birini tavsiye etmesini isteyebilirsiniz.
2. Bir veteriner kliniği size tavsiye edildiğinde, çalışan veteriner hekimler ve diğer personel ile tanışmak amacıyla randevu alın. Kliniğe ilk girdiğinizden itibaren genel temizliği, rahat ve profesyonel bir atmosferin olup olmadığı, personelin size karşı tutumu gibi noktaları dikkatle inceleyin.
3. Personelin sorularınıza sıkılmadan rahatlıkla cevap verip vermediklerine dikkat edin. Kliniğin verdiği hizmetler hakkında mümkün olduğunca fazla bilgi edinmeye çalışın ve kliniğin size gezdirilerek tanıtılmasını isteyin. Kliniğin mevcut teknik donanımı ve personelin bu konudaki eğitimleri konusunda bilgi alın.
4. Veteriner hekimin profesyonel organizasyonlara üye olup olmadığını öğrenin. Sorumlu hekimin ve kliniğin ilgili yasal düzenlemelere uygunluğuna özellikle dikkat edin.
5. Rahatlıkla soru sormaktan çekinmeyin. Alacağınız cevaplar doğru seçimi yapmakta size anahtar olacaktır.
6. Eğer bünyesinde yatar hasta ünitesi varsa bu bölümleri ziyaret etmek isteyin. Bu bölümler hiçbir istisna olmadan kokusuz, temiz, ılık, kuru ve her zaman için çok rahat olmalıdır. Pansiyon ve yatar hasta bölümleri mutlak surette ayrı olmalıdır.
7. Birden çok veteriner hekimin olduğu kliniklerde, istediğiniz hekime randevu alıp alamayacağınızı sorun. Hep aynı hekimle görüşmeniz, veteriner hekim ile sizin ve evcil hayvanınız arasında daha sağlam ve sağlıklı bir ilişki kurulmasını sağlar.
8. Bu ilk kişisel tanışma randevunuzu takiben evcil hayvanınızla birlikte ikinci bir tanışma randevusuna gidin. Veteriner hekimin ve yardımcı personelin sizinle ve evcil hayvanınızla ilgilenmelerini dikkatlice gözlemleyin. Veteriner hekiminizi seçerken içgüdülerinize ve hislerinize mutlaka güvenin. Veteriner hekiminizin yanında kendinizi çok rahat hissetmeli ve ona tam olarak güvenmelisiniz. Bir veteriner hekimin, çok iyi medikal eğitim gördüğünden ve bilgi sahibi olduğundan emin olmak önemlidir fakat hayvanlarla dostluğu, onlara duyduğu özen ve şefkat de en az medikal bilgisi kadar önemlidir. Kliniğin yeri, onu seçmenizde mutlaka önemli olan bir etkendir. Ama unutmayın bazen alacağınız bakımın kalitesi birazcık ekstra yol kat etmeye değebilir.
|
|
|